Announcing: BahaiPrayers.net


More Books by Derlemeler

Ahd ve Misak Derlemesi
Bahai Egitimi
Bahailigin Cinsellige Bakisi
Birlesen Bir Dünyada Sürdürülebilir Toplumlar
Birlesmis Bir Toplum Olusturmak
Büyüme Üzerine Yansimalar-1
Büyüme Üzerine Yansimalar-4
Büyüme Üzerine Yansimalar-6
Büyüme Üzerine Yansimalar-7
Büyüme Üzerine Yansimalar-8
Defin Yasalari ve Vasiyetname
Dua Toplantilari-2
Dua Toplantilari
Dua ve Derin Düsünce
Dünya Vatandasligi
Ekonomik Problemlerin Çözümü
Emre Toplu Giris
En Kutsal Yaprak Hakkinda Hikayeler
Genclik
Hukukullah
Hz. Abdulbahanin Vasiyetnamesi
Kolaylastirici El Kitabi
Küçük Barisa Giris
Milli Konvensin Hazirliklari
Müsavirler Kurumu
Saglikli Bir Gezegen Icin Kadin-Erkek Ortakligi
Saha Büyüme Programi
Sürdürülebilir Bir Gelecek Icin Degerler
Yansima Toplantilari
Çocuklara Nebilden Hikayeler
Çocuklarin Ruhani Egitimi
Free Interfaith Software

Web - Windows - iPhone








Derlemeler : Genclik
Bu Neslin Vazifesi

Yüce Umumi Adalet Evi tarafından Bahai gençliğine gönderilen İletilerden

Derlemeler ve Çalışma Kılavuzu

Avrupa Bahaileri Gençlik Kurulu tarafından derlenmiştir

Bahai Basım-Yayım Sendikası
27 Rutland Gate, London SW7 1PD

Ey Şefkatli Mevlâ! Bizler Senin Kutsal Kapının Eşiğinde durmuş ilticagâh arayan hizmetkarlarınız. Bu kudretli taş mabeynden gayrı bir sığınak aramıyor, Senin emniyetinden öte bir Cennet’ e yönelmeyi arzu etmiyoruz. Koru bizi, kutsa bizi, dayanağımız ol; ki hiçbir veçhile Senin hoşnutluğundan başka bir sevgiyi duyumsamaz olalım; terennüm ettiğimiz yalnızca senâ sözleri olsun ve yalnızca gerçek yolda iz sürelim; öyle ki Senden öte her lüzumsuz şeyden kesilecek kadar artabilelim; ve Senin vuslat denizinden bahşolunan bağışlara kavuşalım; öyle kî, Senin Emrini yüceltmek, Senin Hoş Kokularını enginlere ve uzak diyârlara taşımak için mütemadiyen gayret sarfedelim; ve benliğimizi unutup yalnız Seninle meşgul olabilelim ve hiçbir şeyi sahiplenmeden yalnız Sende tutsak kalalım...

Ey Hasıl edici; ey Bağoşlayıcı! Bizi Azamet ve sevgi dolu şefkâtinle, bağış ve nimetlerinle müşerref eyle; ve bizlere mukavemet göster ki, gayemize ulaşabilelim. Sensin Kudretli ve Muktedir olan; Sensin Bilici ve Görücü; ve Sen hakikaten de sonsuz Bağışlayıcısın; tövbelere matlup olan ve en dehşetli günahları bağışlayan Sensin.

Abdu’l-Baha

Avrupa Bahaileri Gençlik Kurulu, Umumi Adalet Evi’nin bildirilerini bir araya toplayan Sayın Kasra Mottahedeh’e, soruları derleyen Sayın Shahriar Razavi’ye ve yazım işleri ile ilgili tavsiyelerinden dolayı İngiltere Bahai Basım Yayın Sendikası’na teşekkürü bir borç biliriz....

Önsöz

Toplumun, bir gerileme dönemi yaşadığı aşikârdır; genç Bahailer olarak, Bahai öğretilerinin çok dışındaki bazı yaşam koşulları ve değer yargıları ile karşı karşıyayız. Mevzubahis olan bu konular yalnızca kişisel yaşamımızı değil, sosyal, ekonomik ve politik alanları da etkisi altına almış bulunuyor. Yüce Umumi Adalet Evi, tarihteki kuvvetlerin inişe geçtiği bir dönemin tanığı olan bu neslin, farklı bir evreyi tecrübe ettiğini vurgularken, Küçük Barış gibi bir olayın cereyan edişini de göreceğinden söz ediyor. Tarihteki bu özel dönem, dünyanın ruhani kaderinde olağanüstü değişimlerin gerçekleştiği bir zamana tekabül etmekte. Bahai gençleri ise, yirminci yüzyılın sonuna yaklaştığımızın bilinci ile tezahür eden kuvvet ve edim gücü sayesinde olayların seyrine etki edebilecek hâldedirler. (Yüce Umumi Adalet Evi, 3 Ocak 1984)

“Bizler bu ruhani kuvvetleri, kendi yaşadığımız evrede dünyanın değişimi yolunda harekete geçirebilir, gelecek yüzyılın toplumlarını biçimlendirmek üzere kayda değer katkılara dönüştürebiliriz...” (İbid...)

Böylesi bir mücadele içinden yol bulabilip yanıt vermek, kimi zaman güç olabilir. Cereyan eden olaylardaki katkımızı ne şekilde yaşama aktarabiliriz? Kişisel yaşamımız kadar, sosyal yaşantımız, eğitim ve meslek hayatımız bu olaylardan nasıl etkilenir?

Bahai gençliği, zamanımızın ihtiyaçlarına ne şekilde yanıt verebileceğini,Yüce Umumi Adalet Evi tarafından gönderilen iletiler aracılığıyla yakinen takip etme fırsatını yakalamaktadır. Böylesi bir kılavuzlanma, yaşantımızın esas ve öncelikli gereksinimleri konusunda daima uyanık kalabilen gençler için bir armağan, yerküremizin sosyal gelişimi açısından hassas denebilecek bir dönemde onları uyarıcı nitelikteki bir kolaylık mesabesindedir.

Bu derlemenin amacı, zengin bir çeşitlilik içinde gönderilen kılavuz iletileri daha düzenli biçimde inceleme fırsatı tanımaktır. Yüce Umumi Adalet Evi’nin gençlere hitaben yazmış bulunduğu tüm iletilerle birlikte, belli zaman ve yerlerde belli maksatlar için yapılan toplantı ve konferanslara, kurum ve heyetlere gönderdiği mektuplar, bir kitapçık hâlinde ilk defa yayımlanmakta. Gençlere yönelik konuları içeren bu kitap,geleceğe dair kararlar alma aşamasında onlara ışık tutacak ve bugünkü neslin vazifesi ile ilgili kişisel bir anlayış geliştirmede öncülük edecek niteliktedir.

Kısaca toparlamak gerekirse, tarihteki böylesi eşsiz bir döneme rastlayan bugünün gençlerini, birer Bahai olarak kendi üzerlerine düşen görevi yerine getirmek ve Cemal’i Mübareğin yolunda verdikleri hizmetlerin bir ömür boyu sürmesi için gereken ilhamı alabilmek üzere bu kılavuz derlemeden faydalanacaklarını umud ediyoruz.

Bu kitap, Yüce Umumi Adalet Evi tarafından onaylanmış bir kurum olan Avrupa Bahaileri Gençlik Kurulu’nun bir çalışmasıdır. Gençlik Kurulu, Avrupa’daki Bahai gençlerin etkinliklerini kıtasal alanda gözetip düzenleyen, onların ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp üzerlerine düşen sorumluluğu anlayabilme ve bugünün yaşam koşulları ile baş edebilme konusunda onları desteklemektedir.

Bu neslin vazifesi
I
10 Haziran 1966
Her ülkedeki Bahai Gençliğine....

Bahai gençlerinin birbiri ardınca her ülkede gösterdiği gelişme, 9 Yıllık Plan’ın süratle ilerlemesine yol açarken, inananlarda hayranlık uyandıracak etkiler bırakmakta. Bahai tarihinin başlangıcından bu yana, gençlerin Tanrı Emrini Beyân etme yolunda çok önemli katkıları olduğu muhakkaktır. Hz.Bâb Emrini açıkladığında henüz 25 yaşında idi; kaldı ki, diri harflerin bir çoğu daha da genç yaşlarındaydılar. Hz.Abdu’l-Bahâ, Irak ve Türkiye’de kaldığı süre içerisinde babasının hizmetindeki ağır sorumlulukları taşıdığı zaman çok genç bir insandı; en Saf Yaprak olan kardeşi ise, yaşamını Tanrı’ya adadığı o en Heybetli Zindana mahkum edildiği vakitte 22 yaşındaydı; onun sayesinde Tanrı’nın hizmetkârları ayağa kalkacak ve yeryüzünde ne var ne yoksa birliğe doğru yola çıkacaktı.... Şevki Efendi, Velilik makamına çağrıldığı zaman Oxford Üniversitesi’nde bir öğrenciydi. 10 yıllık Muhaceret sırasında, asla hatıralardan silinmeyecek ünvanlar kazanan Hz.Bahâ’u’llâh’ın cesur kahramanları da, hep genç yaştaki insanlardı. Bundan ötürü, gençliğin Tanrı’nın Emrinde verebileceği olağanüstü hizmetleri göz ardı ederek olgunlaşmalarını beklemek gibi bir hayâle kapılmamalıyız!

Bahai olsun olmasın, gençlik yılları, insanların geleceğe dair tohumlar attığı ve bu tohumların nice olacağına karar verdiği bir döneme tesadüf eder. Bu yıllardadır ki, yaşamı boyu sürdüreceği mesleğe, tamamlayacağı eğitime karar verir ve akabinde hayatını kazanmaya, evlenip kendi ailesini kurmaya doğru adım atar. Bu dönemdeki en mühim konular, aklın alabildiğine sorgulayıcı, ruhun ise, ileriki yıllarda davranışlarını biçimlendirecek olan vasıfları edinme hâli içinde bulunmasıdır. Bu etmenler, Bahai gençliğini en muhteşem imkânların, en muhteşem mücadele ve sınavların eşiğine götürecektir. Emrî Kaderin öğretilerini gerçek bir anlayış ışığında kavrama ve onları kendi akranlarına aktarabilme imkânının yanı sıra, yeryüzünü çevrelemiş bulunan baskıların üstesinden gelebilme yetisi kazanan gençler, hem kendi nesilleri hem de kendilerinden sonraki nesil için birer öncü durumuna geleceklerdir. Ve maruz kaldıkları imtihanlar sayesinde, Bahai Yazılarında değinilen yüksek ahlâki değerleri yaşamlarına aktaracak ve başkalarına daima örnek teşkil edecek kadar güçlenmiş olacaklardır. Emrin Velisi, Bahai toplumunun saflık ve istikrar üzere ayakta durabilmesi ve ilerleyebilmesi yolunda gençlerin büyük katkıları olabileceğinden bahsederken, kesinlik arz eden sözlere başvurmaktadır. Gelecek yılların yönünü tayin edecek olanlar onlardır; ve Tanrı’nın bahşettiği cevherlerin açığa çıkıp parlaması, yine onlardan dolayı gerçekleşecektir...

On ilâ yirmi ve üzeri yaşlardaki gençler, özel bir mücadele ile karşı karşıya olup insanlık tarihinde eşi bulunmayan fırsatların eşiğindedirler. Sevgili Emrin Velisi tarafından hararetle tasvir edilen On Yıllık Muhaceret sürecinin onda dokuzuna tekabül eden bir evrede, İsm-i Azâm’ın toplumu kâinatın engin toprak ve adalarına ışıyan bir ışık gibi yayılmıştır; insan gücü ve kaynaklarının muhtelif biçimlerde açılımına ve insanların kitleler hâlinde Tanrı’nın Emri’ne giriş yaptığına tanık olmuş, Hz.Bahâ’u’llâh’ın Yönetim Düzeni ile ilgili yapının tamamlanmasına iştirak etmiştir. Yeryüzünde suretleri görünmeye başlayan Emir, yine aynı sürecin açılış yılları kabul edilen ilk on yılındaki tesisinden bu yana, serpilmesini önleyen karanlıkların içinden çıkıp miyâdı dolmuş ilkelerden dolayı yanılsama içine sürüklenen bir toplumun mücadelesini desteklemek ve düzensizliğe sevk olmuş bir insanlığın peşi sıra gelen sorunların çözümüne açıklık getirmek üzere yükselmeye meyletmiştir. Bugün henüz genç denecek yaşta olan Bahai’ler, dünyadaki koşulların ve Bahai Emri’nin o koşullar içindeki yerinin olağanüstü değiştiğini fark edecektir ki, bu asrın geçiş aşamasındaki çok hassas bir evreye girilmek üzeredir.

Genç Bahai’lerin önünde üç büyük hizmet alanı bulunmaktadır. Bu alanlardaki insan toplumunun şahsiyetini ayırd etmeleri ve kendilerini, daha sonraki yaşam yılları boyunca faaliyet gösterecekleri vazifelere hazırlamaları güç değildir.

Öncelikle kendilerini diğer her türlü alanda yeter hâle getirebilmeleri, öğretileri araştırma, yaşamlarını ruhanileştirme ve şahsiyetlerini Hz.Bahâ’u’llâh’ın beyân ettiği mevkiye yükseltmeleri ile mümkündür. Çevremizde yaşayan insanların ahlâki değerleri çökme ve gerileme safhasındadır; ister Doğu’nun yüzyıllık medeniyetleri, ister İslam ve Hıristiyan âlemi içinden doğan sonraki kültürler, isterse de hızla değişim geçiren kabile toplulukları arasından doğruluk ve tahammülü simgeleyen birer âbide misâli yükselmelidir Bahâi toplumu. Bir Bahai’nin yaşamını biçimlendirecek en önemli vasıflar, şahsiyetindeki dürüstlük ve iffettir; o, sevgi ve kardeşlik bağları ile bütün insanlığa yakın durduğu hâlde Tanrı’dan gayrı hiçbir şeye bağlanmaksızın dimdik yürümelidir yeryüzünün insanları arasında; etrafında hâsıl olan gevşek değerlerden, yitmeye meyletmiş izâfi teorilerden, bugünkü toplumun çaresizliğinden bağımsız kalarak, komşularına aydınlık ve dostâne bir çehreden bakmalı ve onun güçlü şahsiyeti ve emniyetli ruhu karşısında rekabete kalkacak kimseler için uyarıcı bir ışık, sığınılacak bir liman mesabesinde davranmalıdır.

İkinci hizmet alanı, birinci hizmet alanı ile yakından ilgili olup Emrin tebliğini kapsamaktadır. Özellikle de aralarında olağanüstü açık zihinlerin ve arayış içindeki bireylerin bulunduğu ve henüz aile yaşamının beraberinde getirdiği sorumlulukları tam anlamıyla taşımayan yahut kendi ev ve iş düzeni içinde uzun yılları tecrübe etmemiş olan gençlerin tebliğ edilmesi, onların bazı kararları almasını kolaylaştıracaktır; nerede yaşamak, hangi işte çalışmak veya hangi eğitimi görmek istediğine farklı bir pencereden bakarak karar verecektir. Dünyanın geneline bir göz attığımızda, gençlerin büyük çoğunluğunu seyahat eder buluruz. Kimisi eğlence ve heyecan ararken, kimisi eğitim görmek ya da tecrübe edinmek arzusu ile çıkar yola. Emsali bulunmaz bir hazine olan Tanrı Kelâmını taşıyan Bahai genci ise, bu hareket hâlinde olma arzusunu, insanlığa hizmet yolunda dönüştürebilecek yetidedir. Böylelikle de yaşayacağı yeri, seyahat edeceği mekânları ve meslek edineceği alanı tek bir gâye etrafında odaklar ve Emre en iyi şekilde hizmet verebileceği seçeneklere yönelir.

Gençlerin üçüncü hizmet alanında, sonraki yıllara hazırlık konusu ile karşılaşıyoruz. Bahailerin çocuklarını eğitmeleri, onların üzerindeki vazifelerden biridir. Aynı bağlamda çocukların da, kendilerine sunulan sanat ve bilim dallarında yahut ticaret alanında kendilerini geliştirmeleri, onların sorumluluğu dahilindedir. Bu sayede yaşamlarını idame ettirecek kadar gelir sahibi olmakla kalmaz, ailelerini destekleme yoluna gidebilirler. Bu bir Bahai genci için Tanrı’ya hizmet, Emri tebliğ edebilme vasıtası ve muhaceret vesilesidir. Zirâ Bahai toplumu, farklı yeteneklerini geliştirmiş bulunan bireylerin ihtiyacı içine girecektir. Katılım arttıkça, toplumsal yaşam adına yapılan faaliyetler de muhtelif alanlara yayılacak; eğer ki Bahai gençleri, kendi özlerindeki yetenekleri insanlığa ve Tanrı’nın Kaderî Emrine hizmet yolunda geliştirecek olurlarsa, ister çiftçi, ister öğretmen, doktor, sanatçı yahut müzisyen, önlerine açılan türlü imkânları değerlendirirken ellerinden gelenin en iyisini ortaya koyacaklardır.

Okulda veya üniversitede okuyan Bahai gençleri, ele alınan konularda öğretmenlerinden daha derin bir görüş içinde olduklarını fark ederek, sıklıkla mahcubiyet hissedebilirler. Çünkü Hz.Bahâ’u’llâh’ın öğretileri, insan yaşamı ve bilime dair öylesi geniş bir alana ışık saçmaktadır ki, Bahai gencinin çok erken yaşlardan itibaren, kendisine verilen bilgiyi körü körüne kabul etmektense o bilgiyi tartabilmeyi öğrenmesi kaçınılmazdır. Bir Bahai, çeşitli sorunlar karşısında araştırıcı bir ışık gibi parlayan İlahî Beyânlar sayesinde, çağdaş bilim adamlarını hayrete sevk edecek kadar derin görüşlere sahiptir. Bu nedenden ötürü, etrafındaki her insandan bir şeyler öğrenme yetisini geliştirmesi gereken Bahailer, öğretmenlerine karşı olağanüstü alçakgönüllü davranmalı, fakat duyduğu her şeyi öğretilerin terazisinde tartmayı da ihmal etmemelidir. Nitekim, o terazinin kefelerinde, insanlığın içine düştüğü yanılgılar ile altın değerindeki bilgiler birbirinden ayrılacaktır.

İçsel yaşamlarını duâ, meditasyon (derin tefekkür hâli), hizmet ve öğretileri inceleme gibi yaklaşımlarla destekleyen Bahai gençleri, Hz.Bahâ’ullâh’ın Düzeni kadar işleyişini, edindikleri tecrübeler sayesinde özümseme fırsatı bulurlar. Konferanslar, yaz okulları ve 19 Gün Ziyâfetlerine katılmanın yanı sıra heyetlerde verecekleri hizmetler, onların Bahai meşveret anlayışlarının gelişmesini teşvik eder ve ortak insan faaliyetleri konusunda yeni atılımlara meylettirir. Meşveret, kazanılması pek de kolay olmayan bir yetidir; bencilliğin tüm izlerini silmek, yakışık almaz tutkuları bertaraf etmek ve onların yerine geniş yüreklilik, düşünce özgürlüğü, nezaket, zihin açıklığı ve çoğunluğun fikrine yürekten iştirak etme gibi vasıfların tohumları serpilmelidir. Bu bağlamda, Bahai gençliği etkin, metânetli ve gerçek meşveret ortamından doğan bir birlik kuvveti ile hareket edebilir. Böylelikle, örgüt kardeşliğinin, kapalı cemaâtlerin, muhalif rakipliğin ve gizli politikalar gütmenin yetersizliğini ortaya koyarken, bir yandan da bugünkü çağdaş yaşam adına yapılan tek yönlü etkinliklerin geçersizliğine parmak basmış olur. Gençler, bir bütün olan Bahai toplumu içinde yaşarken, yaşlı, çocuk, ebeveyn demeden, her nesli bünyesine kabul edebilen bir ortama iştirak eder; ki o bütünlük organiktir, canlıdır... birbiri içinde erimiştir... Çağdaş toplumu birbirine düşüren, akılları karıştırıp çaresizliğe sürükleyen nesiller arasındaki uçurum ve buradan doğan tezat düşünceler ve güvensizlik, Bahai toplumunun daha ileriye taşımayı red ettiği bir yanılsamadır adetâ! Dinlerin yaşam bahşeden ve dertlere deva olan özünü yansıtacak bir yaklaşımdır onlarınki!

Dokuz yıllık planın üçüncü yılına girdiğimiz şu dönemde, gençler şimdiden hedeflerine ulaşma yolundaki olağanüstü adımlar atmış bulunuyorlar. Onlara derin bir sevgi ve en yüksek umutlarla sesleniyor, hararetli duâlarımızdan hâsıl olan bir itimâd ile düşünmeye davet ediyoruz; her nerede ve hangi koşullarda yaşıyor da olsalar, hem şahsi görüşlerinin hem de meşveret ortamından doğan düşüncelerin ışığında düşünüp kendilerini İlâhi Beyânlarda derinleştirecek, şahsiyetlerini Hz.Abdu’l-Bahâ mesabesinde geliştirecek, Tanrı’ya ve insanlığa hizmet edebilecekleri yetenekleri, ticari meslek ve uzmanlık dallarını kazandıracak, hizmetlerini Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emrinde berkiştirerek O’nun açıkladığı İletinin kendi çağdaşları arasında parlamasına öncülük edecek adımlar atmaları umud edilir.

Sorular...
Mânâ....

Yüce Tanrı’nın Emrine sunulan, erken yaştaki hangi hizmetlerden söz edilmektedir? (1.paragraf )

10 yıllık Muhaceret’in, onda dokuzluk bir evresine tekabül ettiği hangi evreden bahsedilmektedir? (3. paragraf )

Bu ileti içerisinde değinilen 3 hizmet alanı hangileridir? (5.-7. paragraf)

Uygulama....

Burada bahsedilen fırsatlar, mücadele ve imtihanlar, yaşamınızı ne şekilde etkilemektedir? Onlara ne şekilde yanıt verirdiniz?

Hangi alanlarda Emrin yazıları size öğretmeninizden daha derin bir görüş kazandırıyor; bu görüşleri yaşam alanına çıkarmanız hâlinde doğacak ortamda nasıl davranırsınız?(8.paragraf)

Bu iletide vurgulanan 3 esas alanda, Bahai gençlerinin verebileceği hangi hizmetlerden söz edebiliriz?

Vurgular....

Bahai toplumunun “uyarıcı bir ışık gibi parlaması” ne şekilde gerçekleşebilir?(5.,9. paragraflar)

Hz.Bahâ’u’llâh’ın Dünya Düzeni ile ilgili anlayışımızı nasıl geliştirebiliriz; bu konudaki bilgimizi arttırmak için, hangi öğrenim yollarına başvurabiliriz?(9.paragraf)

Gerçek bir meşveret ortamının gereksindiği hangi uygulamalardan söz edebiliriz?(9.paragraf)

II
9 Ekim 1968
Her Ülkedeki Bahai Gençliğine.....

İki yıl öncesinde gönderdiğimiz son iletiden bu yana, Bahai dünyasının gençleri Emrin yolunda çok değerli ilerlemeler kaydetmişlerdir. Kaldı ki, bu gelişmelerin en ehemmiyetsiz görüneni bile, Hz.Bahâ’u’llâh’ın bayrağı altında toplanmak üzere Emre tescil olan genç kadın ve erkekleri bir araya getirmiştir. Hedefte kararlılık, iştiyak ve istikrar gösteren gençlerin, kendilerini adamış olmalarından doğan neşe, muhtelif ülkeleri tesiri altına alırken yüreklerimizi güven duygusu ile doldurmuştur.

Ağustos’un son günleri ile Eylül ayının ilk günlerine rastlayan evrede, Kutsal Topraklarda bir araya gelen ve Hz.Bahâ’u’llâh’ın kutsal kıyılara gelişinin yüzüncü yılını kutlayan yaklaşık iki bin kişiyi izlerken, gönüllü çalışan gençleri daha yakından gözlemleme fırsatı bulduk; güzel huylarla süslenmiş kişilikleri bir yana, benliklerinden yoksun bir hâlde hizmet edişleri ve sevgi dolu yardım severlikleri ile emsalsiz birer örnek olan bu gençlere, minnettarlığımızı ifade etme arzusu içindeyiz.

Aralarından birçokları muhaceret etme önerisinde bulundular. Fakat akılları karıştıran bir suâl belirmişti: “Eğitimimi sürdürmeli miyim, yoksa hemen muhacerete mi gitmeliyim?” Elbette ki bu suâl, Emrin ileriye taşınmasını arzulayan ve yaşamını bu yola adamak isteyen her Bahâi gencinin aklına gelecektir. Bu soruya sabit bir yanıt verebilmekse mümkün değildir. Zirâ Sevgili Emrin Velîsi bu konuyu sorgulayan farklı bireylere farklı mektuplarla yanıt vermiştir. Çünkü her bireyin tecrübe ettiği olaylar, içinde yaşadığı ortam ve koşulların beraberinde getirdiği sonuç itibarı ile değişkenlik gösterir. Dolayısıyla da, Emre hizmet edebilmek için seçeceği en iyi ve uygun yolu belirlerken, kendi kararları doğrultusunda hareket etmelidir. Bu kararı verdiği sırada, kendisine yardımcı olabileceğini düşündüğümüz şu birkaç konuyu gözden geçirebilir:

Bahâi inancını kabul ettiği andan itibaren, her bireyin yaşamı Tanrı İnancını geliştirme yoluna adanmış olacaktır; ya da adanmalıdır... kişisel beceri ve yeteneklerin tümü, bir nehir gibi yaşamına çağlayan bu amaç uğrunda ortaya çıkmalıdır... Böylesi bir bakış ışığında vereceği kararda, eğitimine devam etmesinin onu gelecek yıllarda daha verimli hizmetler veren bir muhacir hâline getirip getirmeyeceği veyahût ivedilikle ihtiyaç duyulan muhacirlerin hâlihazırda önüne açılmış bulunan tebliğ olanaklarını değerlendirmesinin ne denli ağır basıyor olduğuna içtenlikle kanâat getirmelidir. Bu kararı verebilmek gerçekten de güçtür; çünkü muhaceret önerisine meyleden ruh açısından, yüksek öğrenim alanında kaydedeceğinden daha büyük aşamalar kaydettiği durumlarla karşılaşıldığı sıklıkla görülmektedir. Bunun yanı sıra, askerlik hizmetini verme vakti gelen bir gencin ne zaman muhaceret edebileceği, kendi doğal akışı içinde belirlenmiş olacaktır.

Kimilerinin maddi ya da manevi destek bekleyen yakınları olabilir; ya da eğitimini muhaceret ettiği bölgede sürdürme imkânı doğabilir. Bir başka ihtimâl de, düzenli eğitime arar verip muhaceret giderek, daha sonraki yıllarda olgunlaşmış bir anlayış ile o eğitim dalını tamamlamaktır. Belli bir amaca uygun düşen nitelikleri taşıyan bir insanın önünde, o özelliklerini kullanabileceği başka bir imkân yok ise, yalnızca o amaca yönelmelidir.... Aslına bakılacak olursa, muhaceret meselesi daha birkaç nesil boyunca ihtiyacı duyulacak bir meseledir; ve gelecekte de sıklıkla muhaceret gibi bir hizmet adına çağrılar doğacaktır.

Meşveret, bu noktada başvurulabilecek bir ilkedir. Bazıları, aileleri ile, milli ya da mahalli mahfilleri ve muhaceret heyeti ile meşveret etme gereksinimi içindedirler.

Sonuç itibarı ile, O’nun Emrine hizmet için ayağa kalkanların yüzü hürmetine Hz.Bahâ’u’llâh tarafından verilmiş ve yerine gelmesinde şüphe olmayan sözlerin hiç akıldan çıkmaması gerekir; ve yanı sıra yapılacak duâ ve meditasyon yardımıyla gidişâtın belirlenmesi açıklık kazanacaktır. Çok defalar, yanıta ulaşmanın başka bir yolu olmadığı gerçeği ile karşılaşılmıştır.

Hz.Bahâ’u’llâh’ın yolundaki hizmetlere kalkmazdan evvel verilecek kararların ne denli ehemmiyetli olduğunu yürekten biliyor ve dikkati nazara alıyoruz. Şundan emin olunuz ki, en içten niyâzlarımızla Kutsal Eşiğe yönelmiş herkesin ilâhi bir teyitle kılavuzlanması ve Her şeyi Bağışlayıcı Olanın nimetlerini cezbedebilmesi için duâlar etmekteyiz.

Yüce Umumi Adalet Evi
-Sorular -
Mânâ.....

Bu metinde gençlerin hangi özelliklerine değinilmektedir? (1.paragraf)

Emre en verimli bir şekilde hizmet edebilmenin yollarını ararken hangi etmenler üzerinde durmak gerekir?(4.&8..paragraf)

Yaşadığınız ülkede, muhaceret etmedeki en önemli amaçların hangileri olduğundan söz edebilirsiniz?(8.paragraf)

Uygulama...

Gelecekteki hizmetlerinizin verimini arttırma yolunda ne gibi adımlar atabilirsiniz?(4.paragraf)

Muhaceret ile eğitimi bir arada yürütebilme olasılıklarını hangi kanallardan araştırabilirsiniz?(7.paragraf)

Kendinizi hangi hizmet alanında faaliyet gösterirken tahayyül edebiliyorsunuz?

Vurgulanmak istenen....

Genç bir muhacirin sunabileceği hizmetler nelerdir? (3.paragraf)

Geleceği açısından düşünüldüğünde, bireyin vereceği kararlarda meşveret etmesi hangi şartlar altında gerçekleşebilir? (6.paragraf)

Duâ ve meditasyon, nasıl bir yol gösterici olabilirler? (8.paragraf)

III
29 Mart 1971

Belçika- Namur’da düzenlenen bir konferans sırasında gençliğe atfedilmiş konuşma....

Avrupa’daki Bahâi gençliğinin verdiği hizmetler, hem çeşitliliği hem de tesirleri itibarıyla hızlı bir gelişme göstermektedir. Son yıllarda gerçekleşen bu etkinlikler, bizlere cesaret kazandırırken, Tanrı Emrinin Avrupa kıtasındaki ilerlemesiyle ilgili umutlarımızı zirveye doğru taşımaktadır.

Kıtalararası Müşavirler Heyeti tarafından yapılan çağrı üzere burada, Namur’da bir araya gelmiş olan sizlerin, bu atılımlara gebe olan seferberliğin ileriki aşamalarında, hâlihazırda Müşavirler ve Milli Mahfillerin belirlemiş olduğu çerçevedeki bazı sorumlulukları üstlenmeniz gerekecek. Gayretlerinizin ilhâm ile güçlenmesi, kalplerinizin birleşmesi ve heves ateşinizin daima yanması için Cemâli Mübarek’e yönelerek ettiğimiz duâ ve yakarıların sizi dört bir yandan saracağına emin olabilirsiniz. Öyle ki, bu toplantının sesi yankılar uyandırsın; ihtimamla ortaya konmuş planlar ve sarih bir şekilde belirlenmiş hedefler, yalnızca bu kıtayı değil, tüm Avrupa Bahâi Toplumunun tebliğ çalışmalarını iyiden iyiye ileriye götürecek kadar alevlendirebilsin...

Hz.Bahâ’u’llâh’ın genç ve çevik süvarilerinin, Fiesch bölgesinde yapılacak konferansa kadar olağanüstü aşamalar kaydetmiş olması umuluyorsa eğer, buradan doğacak ilhamların genişlemiş bir halkada yer alan birçok Bahâi gencini orada bir araya getireceği ve hızla seyrini sürdürmekte olan gelişim dalgasına ivme kazandırarak elektriklenmeyi güçlendireceği inancını içinde barındırdığından kaynaklanmaktadır. Bu sayede, Avrupa’daki Emri gidişâtın devrimlere uğrayacağı da şüphesizdir.

Bırakın bu canlı girişime el vermiş olanların güven içinde ileriye doğru yürüyebilsin; yollarındaki hiçbir engel onları caydırmasın; Hz.Bahâ’u’llâh’ın her şeyin üstesinden gelen yanılmaz kılavuzluğundan ötürü neşe ve emniyet ışığında ilerlesinler; bu Kılavuz, O’nun Emri yolunda atılacak her adımı metanetle destekleyecektir...

Yüce Umumi Adalet Evi
- Sorular -
Mânâ....

“Alevlendirmek...” deyince ne anlıyoruz?(2.paragraf)

Yüce Adalet Evi’nin bu konferansla birlikte doğmasını umud ettiği sonuç neydi? (2.paragraf)

“Hızlı Süvari...” ifadesi ile anlatılmak istenen nedir?(3.paragraf)

Uygulama....

Emre hizmet konusunda ne gibi işler yapmayı hedefliyorsunuz? (2.paragraf)

Yolunuzdaki engeller olarak niteleyebileceğiniz hangi etmenleri görmektesiniz? Onları bertaraf etmek için ne yapmayı düşünüyorsunuz? (4.paragraf)

Tebliğ girişimlerine katkıda bulunup ilerlemesini hızlandırmak için ne yapabilirsiniz? (2.paragraf)

Vurgulanmak istenen....

Yaşamdaki bazı hedef ya da amaçların sarih biçimde belirlenmiş olmasının önemi nedir? (2.paragraf)

Geniş bir halkadaki Bahâi gençliğine ilham verebilmek için ne yapmalı? (3.paragraf)

Avrupa’daki Emri gidişâtı devrimlere uğratacak adım hangisidir? (3.paragraf)

IV
16 Temmuz 1971

Fiesch bölgesinde bir araya gelen (İsviçre) Bahâi Gençliğine....

Tarihsel gelişim,sizlerin nesline öncesinde tahayyül edilemeyecek fırsat ve teşvikleri beraberinde getirmiştir. Eski dünya düzeninin gençler tarafından red edilişi, Bahâi olmayanlar kadar Bahâi olanları da etkisi altına almaktadır. Bahâi olmayan çağdaşlarınızdan ayrıldığınız nokta ise, sizlerin bu eski düzenin yerine koyabileceği yeni bir düzen ile yüz yüze bulunmanızdır ki, o da Hz.Bahâ’u’llâh’ın Yeni Dünya Düzeni’dir....

Bahâi gençliğinin evrimle birlikte gelen mücadeleye yeter olabildiğini daha öncesinde teyit etmiştik. Avrupa Kıtası dahilinde bir seferberliğe hazırlandığınız şu dönemde, Hz.Bahâ’u’llâh’ın amaç ve amaca ulaşmadaki yol yordamını daha derinden kavramaya davet ediyoruz. Bu amacı daha yakından tanıdıkça daha büyük zaferlerin gerçekleşmesine öncülük edecek olan Avrupa, tarihsel olayların batınî çerçevesindeki birçok şeyi gölgede bırakacak azameti ile, olağanüstü ruhâni bir evrenin yeniden canlanmasının eşiğindedir.

Sizlerin, iki yıl zarfında gerçekleştirmeyi amaçladığı seferberlik adına duyduğumuz umutlara hudut çizmek mümkün değil; Sevgili Emrin Velisi tarafından değinilmiş bulunan ruhâni canlanma evresinin büyük bir uyanışa yol açmasından öte hiçbir öngörümüz yoktur... Bu vazifeyi yerine getireceğinize dair sarsılmaz bir itimâd taşıyor ve gayretlerinizin, Tanrı yoluna fedâ ettiğiniz yakarı ve özverilerin şiddeti mesâbesinde destek göreceğine duyduğumuz inancın tam olduğu konusunda sizi temin ediyoruz.

Sevgili dostlar, hararetli çabalarınız karşısında memnunluk duymanın yanı sıra, adanmışlığınızdan dolayı sizlere teşekkür ederken, Cemâl-i Mübârek’in hizmet yollarındaki gayretlerinizin daima yükselen ve çağlayan ilâhi nimetlerle, ilâhi teyitlerle mükâfatlanması için duâ ediyoruz.

Yüce Umumi Adalet Evi
Sorular...
Mânâ...

Hangi şartlar altındadır ki, bir “gölgede bırakılma..” olayı gerçekleşebilsin?(2.paragraf)

Ruhâni canlanma, uyanış ne demektir? (2.paragraf)

Hz.Bahâ’u’llâh’ın Dünya Düzeni, nasıl bir düzendir? (1.paragraf)

Uygulama...

Hangi, öncesinde tahâyyül edilemeyecek fırsatların bu nesli beklediğinden bahsedebiliriz? (1.paragraf)

Bahâi olmayan gençlerin eski dünya düzenlerini red edişlerini hangi sebeplere bağlayabilirsiniz? (1.paragraf)

Evrimle birlikte gelen mücadele karşısında nasıl bir yaklaşım gösterebiliriz? (2.& 3.paragraf)

Vurgulanmak istenen....

Hizmet yollarında Tanrı’nın yardım ve kılavuzluğunu üzerimize çekecek olan nedir? Böylesi bir yardımı kendisini ne şekilde belli eder? (3.paragraf)

Fedâ edebileceğimiz nelerimiz vardır? (3.paragraf)

Adanmışlık içinde fedâ edilenlerin ilâhi kılavuzlanmayı beraberinde getirmesini ne şekilde anlamlandırıyorsunuz? (3.paragraf)

V
17 Mart 1983

Costa Rica ve Honduras (31 Mart-3 Nisan 1983) Bahâi Gençliğine

31 Mart-3 Nisan tarihleri arasında Costa Rica ve Honduras’ta yapılacak olan gençlik konferanslarında iletilmesi rica olunur. Aynı vakitte gerçekleşen iki konferansın yaşam dolu gençliğine en sıcak selâmlarımızı göndermeyi bir fırsat kabul etmekteyiz. Orta Amerika Bahâi gençlerinin, Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emrî hizmetleri yolundaki gayretli icraatlerinin sonucunu, giderek artan sayılarından doğru görmekteyiz. Yüreklerimize memnunluk veren ve neşe içindeki düşüncelerimizin ilhâmını arttıran bu gelişmeler, aydınlık yarınların sizlerin önünde açılmış bulunduğunun bir göstergesidir.

Tarihsel geçişlerin yaşandığı ve buradan doğan çalkantılı olayların giderek yoğunluk kazandığı olağanüstü hassas bir evrede toplanmış bulunuyorsunuz. Emrin içinde dahî, İran’daki kardeşlerimize uzun yıllar boyu sıkıntılı günler yaşatan ve seferberliklerin zâlimce engellenmeye çalışıldığı, emsâli görülmemiş olayların yanı sıra yankılar uyandıran ve yedi yıllık plân dahilinde kendisini Umumi Adalet Evi’nin daimi ikâmetgâhı’na kavuşması olarak gösteren zafer, onların çektiği sıkıntıların meyvesidir. İnsanlık âlemi, Hz.Bahâ’u’llâh’ın “Birlik” adına yaptığı ihbarlara her gün bir nebze daha saygı ile yaklaşmaktadır. Uzak veya yakın, dört bir yandan yükselen feryâdlar barış özlemi ile tutuşurken, sayıları giderek artan bu insanlar O’nun yaşam bahşeden iletisine duyarsız kaldıkları için umuttan yoksundurlar. Buna mukabil Bahâi gençliğini olağanüstü fırsatlarla yüz yüze getiren bu ileti, kendi çağdaşlarını bataklıklardaki umutsuzluktan kurtarmak ve onlara umut sancağını yükselten En Yüce İsmin yolunu işaret etmek gibi bir imkân tanımaktadır. O hâlde düzenlediğiniz konferanslar esnâsında, sizleri mânen güçlendirecek ve hizmet alanında ortaya koyacağınız yeteneklerinize, aşkın amaç ve kuvvetinize uygun düşen bir yolda tebliğ yapabilmek üzere çareler aramalısınız.

İlâhi Eşikte sizler adına hararetle niyâzda bulunuyoruz; duâ etmenizin, kutsal ilkeleri öğrenmenin ve Emri tebliğ etmenin yanı sıra, Sevgili Hz. Abdu’l-Bahâ mesâbesindeki bir insanlığa hizmet anlayışı ile donanıp hem kişisel hem toplu hâlde işlediğiniz işlerin, bu semavi Emrin medenîleştirici gücünü yansıtabilmesi ve yine onun ruhâni ve sosyal bağlamdaki yapıcı ganimetlerini etrafınızdaki her yaştan insana ulaştırabilmeniz için yalvarı ile yakarıyoruz.

Yüce Umumi Adalet Evi
- Sorular -
Mânâ....

“Geçiş evresi...” derken neyi anlıyoruz?(2.paragraf)

Geçiş evresine bağımlı olarak doğan koşullar hangileridir? (2.paragraf)

Yaşam bahşeden... kelimesi size neyi çağrıştırıyor? (2.paragraf)

Uygulama...

Bu iletide vurgulanmak istenen, gençlerin hangi özelliklerinden söz edebilirsiniz? (2.paragraf)

Gençlerin umudu yitirmiş olması, hangi sebepten ileri gelmektedir? (3.paragraf)

Emrin “medenîleştirici gücü” ile ilgili hem kişisel hem toplu hâldeki hangi işlerden bahsedebiliriz? (3.paragraf)

Vurgulanmak istenen...

İnsanlık âleminin “Hz.Bahâ’u’llâh’ın birleşme konusundaki uyarıları” na gösterdiği saygı, bugünün toplumunda ne şekilde kendisini belli etmektedir? (2.paragraf)

Kendi çağdaşlarınıza Emir’le ilgili hangi öngörüleri iletebilmektesiniz? (3.paragraf)

Böylesi kişisel ya da toplu hâldeki girişimlerin, çağdaşlarınızın Emre bakışını ne şekilde etkileyeceğini tahâyyül etmektesiniz? (3.paragraf)

VI
24 Haziran 1983
Tüm Dünyadaki Bahâi Gençliğine

Yakın geçmişte Şiraz’da şehit düşen cesur ve metânetli gençler, şehit düşen bir peygamberin açılışını yaptığı vâzifeyi yeniden canlandırırken, asla unutulmayacak olayların genç fakat ölümsüz kahramanlarına atfedilen bir asrın gelişini de bir kez daha hatırlattılar. Güvenilir bir gençlik olan şimdiki neslin Bahâi gençliği, kaderî infazın gerçekleştiği bu topraklarda dökülen taze kanların müdafaasız kalarak, böylesi yüce bir feragâtin hayra hizmet etmemesine izin vermeyecektir. Bu musibet ve esef ile dolu saatler, Hz.Bâb’ın şehit edilişinin yıl dönümüne yaklaştığımız şu günler, Bahâi gençliğini Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emri yolundaki ivedi gereksinimlere yeniden adamaya davet etmektedir; bırakın kalplerini O’nun sevgisi ile bezeyip istikrar ve metânet üzere kalmayı arzulayacak olan ön saflardaki gençlere vaâd ettiği ihsan dolu sözleri yeniden anımsayabilsinler; Hz. Abdû’l-Bahâ’nın her birine bağladığı umudu, korkusuz birer aslan, misk kokulu bir esinti, erdem şerbetini çağlayan birer vasıta olmaları üzere sarfettiği sözleri dimağlarına yeniden çağırsınlar.. Bırakın, Sevgili Emrin Velisi tarafından öylesi güzellikle ifade edilmiş ve övülmüş bu gençliğe dair nitelikler üzerinde derin bir tefekküre dalsınlar; zirâ cüretkâr ve serüvenlere açık bir ruhu, metâneti, uyanıklık ve merakı, ilâhi teyitlerle sabitlenmiş kutsal vazifelerde yaşatan onlardır... Kutsal Eşikte ateşli bir arzu ile duâ ediyoruz; ruhâni olarak uyanmış kararlı bir gençlik ordusunun ayağa kalkarak, şu ânın gereksinimlerine yanıt verebilmesi için... ve emsalsiz kuvvetlerini hem kendi hudutlarında hem de yabancı topraklarda, daha öncesinde görülmemiş bir gayret ile, her şeyi Gözeten ve her şeye intizâr eyleyen Mevlâ’nın kaderî meselesine adayabilmeleri için... Umud edilir ki, Kaderî Emrin beşiğinde henüz şehit düşen kardeşlerinin gözler önüne serdiği meşakkâtteki bir ruhu yansıtırlar; gayretleri öyle bir yüksekliğe erişir ki, akranlarının övünç kaynağı ve İranlı inanırların tesellisi hâline gelmekle yetinmez, O’nun kadir-i mutlak elleri ile yakılan alevin her zamankinden daha ihtişamlı bir parlaklıkla yanar olduğunu ve yaşam bahşeden sıcaklık ve aydınlığının çok yakın bir gelecekte tüm kâinatı saracağını gösterecek bir süreklilik arz eder...

Yüce Umumi Adalet Evi
- Sorular -
Mânâ...
“Şehitlik” deyince neyi anlıyoruz?

“Müdaâfa edilmemiş” “müdaâfasız kalmış” ifadeleri bize ne anlatmaktadır?

“....her şeyi Gözeten” ve “her şeye intizâr eyleyen...”ifadelerinden nasıl bir anlam çıkarıyoruz?

Uygulama....

Hz.Bahâ’u’llâh’ın Kadêri Emrinin ivedi gereksinimleri nelerdir?

“..korkusuz bir aslan” ve “misk kokulu esinti” kelimelerinin yüklendiği mâna hangi vasıflara tekabül etmektedir?

Şehitler tarafından ortaya konan ruhu yansıtabilme yolundaki uyarıyı, ne şekilde yaşama aktarabiliriz?

Vurgulanmak istenen...

Bu iletide dile gelen “..gençliğin emsalsiz nitelikleri”, Bahâi toplum yaşantısında kendini ne şekilde gösterebilir?

“Ruhâni bağlamda uyanmış ve kararlı” olan bir gençlik ordusu, hangi hedeflere ulaşabilir?

İranlı inanırların yüreğine teselli verecek olan nedir?

VII
4 Temmuz 1983
Innsbruck Gençlik Konferansı

Innsbruck’da toplanmış bulunan Avrupa Bahâi Gençliğini yüksek umutlarla selâmlıyoruz. Bu neslin Bahâi gençliği, emsali görülmemiş bir evrede yaşamanın ayrıcalığı içindedir; tarihteki kuvvetlerin tırmanışa geçtiği, olağan dışı değişimlerin hızla vukû bulduğu bir zamanda; insanların küçük barışa tanık olduğu ve Tanrı Emrinin, insan toplumunun yeniden yapılanması sırasında giderek önem kazandığı bir evrede... Önümüzdeki yıllarda Emrin zirvesinde ve şu anda tahâyyül edilmesi güç şart ve gelişmelerin karşısında duracak olan sizlersiniz....

Avrupa Bahâi gençliği, ivedi bir gelecekte dehşetli ve mücadeleli vâzifeleri üstlenmek durumunda kalacaktır. Avrupa milletlerinin İran’da infâz edilen Bahâileri savunmak iştiyâkı ile, yeniden düzenlediği birliklerin, bu kıtaya en yüce bir irtifâdan inecek ihsanları çekeceğinden şüphe duymak mümkün müdür? Peki, Avrupa’da yaşayan insanlara baktığımızda, Hz.Bahâ’u’llâh’ın iletisinden yayılan umut ve teşvik alevi ile alevlenecek olanlar kimlerdir; gençlerden daha ateşli bir kimseyi bulabilir miyiz?Şu ân, ilginin uyanması, kalplerin alevlenip her milletin, her sınıf ve dinin mensubu olan muhtelif gencin etkin katılımlara yönelmesi için en uygun bir vakittir. Böylesi bir gayretin anahtarı, öncelikle Emrin Öğretileri konusundaki anlayışın derinleştirilmesidir; bu sayede, kişisel veya toplumsal sorunlara uyarlanabilecek vasıtalara kavuşmaları ve akranlarına, onların anlayabileceği bir dilde hitâb etmeleri mümkün olur. Ardından, yüksek bir ahlâk çerçevesine uygun düşen davranışlara yönelim meselesi gündeme gelir ki, dürüstlük, güvenilirlik, cesaret, sadakat, tahammül, saflık ve ruhâniyet, hâlihazırda öğretilerin içerisinde ele alınan erdemlerden bazılarını temsil eder. Ve her şeyin ötesinde, Hz.Bahâ’u’llâh’ın her şeyin üstesinden gelebilecek kudretinin varlığını, mütemâdiyen duyumsayarak yaşamaları, onları tüm kışkırtmalara ve tüm engellere karşı daha metânetli kılar.

Avrupa kıtasında yaşayan ve kendisini Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emrinin tanınması, O’nun yasa ve ilkelerinin yükselmesi yoluna fedâ etmiş, canlılık içindeki bir grup Bahâi genci, âhenk ve birlik içinde her yaş ve sınıftan gelen diğer inanırlarla çalışmaya karar verdiklerinde, Emrin gelişimindeki devrimlere sebep olurlar. Avrupa’daki Bahâi toplumları ne denli süratle artarsa, batı medeniyetinin beşiği olan kıtanın inanırları, aynı oranda artış gösteren bir kuvvetle muhaceret edenlerin, gezici mübelliğlerin ve sermayesi ile Üçüncü Dünya ülkelerindeki hizmetleri destekleyenlerin başını çekeceklerdir.

Eğitimlerine yön vermek üzere olan gençlerin dikkati nazara alabileceği konular arasında eğitim, kırsal gelişim, ziraât, ekonomi, teknoloji, sağlık, radyo ve benzeri alanlardaki yetenek ve becerilerini geliştirecek uzmanlık dallarını saymak mümkün. Böylelikle, gelişmekte olan Üçüncü Dünya ülkelerindeki acil ihtiyaçlara yönelirken, ister eğitimine ara vermek suretiyle isterse gezici mübelliğ ya da başka alanlardaki faaliyetler aracılığı ile hizmet verebilecektir.

Avrupa’daki Bahâi gençliğini bekleyen bir başka alan da, henüz Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emrî ışığı ile tanışmamış kabul edebileceğimiz, bu kıtanın doğu bölgeleridir. O ülkelerde yerleşmek kolay değildir; fakat maharetle, kararlılık ve Hz.Bahâ’u’llâh’ın teyitlerine itimâd ile çıkılan muhaceretin, farklı bir bölgeye intikâlin yanı sıra, kendinden vazgeçişi, bağlılıklardan uzaklaşmayı ve yürek temizliğini gerektiren amaç ve hizmetlere yeter olabilmeyi kolaylaştıracağı muhakkaktır; bu öyle bir yürek temizliğidir ki, İran’da, Tanrı’nın kendilerine emânet buyurduğu itimâda sadâkatsizlik edip de tek bir kelime söylemektense yaşamlarını fedâ etmiş ve aralarında nice gençlerin bulunduğu şehitler mertebesindeki nurlu bir emsâli hedef bellemiştir.

Sevgi ile, en derin bir özlem ile sesleniyor ve sizleri İlâhi öğretilerin derinliklerine doğru yol almaya davet ediyoruz. Tanrı’nın Emrini ve O’nun yasalarını özümseyerek insanlığın uyanışı için ayağa kalkın!

Yüce Umumi Adalet Evi
-Sorular-
Mânâ...

“Emrin zirvesinde durmak” deyince ne anlıyorsunuz? (1.paragraf)

“Canlılık içindeki bir grubu” teşkil etmek için hangi şartlar gereklidir? (3.paragraf)

Bu iletide değinilen ve yeteneklerle becerileri geliştiren hangi eğitim sahalarından söz edilmektedir? (4.paragraf)

Uygulama...

Bahâi gençlerinin çok yakın bir gelecekte karşılaşacakları dehşetli ve mücadeleli vazifelerden hangilerini sayabiliriz? (2.paragraf)

“Canlılık içindeki bir grup Bahâi genci”, Emrin gelişimini etkileyecek ne gibi devrimlere yol açabilir? (3.paragraf)

Adalet Evi’nin bu mektubunda değinilen konular, sizin yaşamınızı ne şekilde etkileyebilir?

Vurgulanmak istenen...

“Hz.Bahâ’u’llâh’ın her şeyin üstesinden gelebilecek kudretinin varlığını mütemadiyen duyumsayarak yaşamak” tebliğ çalışmaları esnasında kendisini nasıl belli eder? (2.paragraf)

Bahâi gençlerinin, her gün bulundukları çevrede ruhâniyet içinde yaşamaları ne şekilde gerçekleşebilir?

Avrupa’daki gençlerin Üçüncü Dünya Ülkelerine gezici mübelliğ olarak yahût farklı hizmet etkinliklerini düzenlemek üzere gitmeleri, neden bu denli önemlidir? (3.paragraf)

VIII
13 Aralık 1983
Seçilmiş Milli Ruhani Mahfillere

Yüce Umumi Adalet Evi, Bahai dünyasında muhaceret etmenin bir gençlik hizmeti olarak hangi bakış açılarını kapsadığı konusunda bazı meşveretlerde bulundu. Bu meşveretin amacı, Bahâi gençliğinin gönüllü sivil kuruluşlarla yaptığı işbirliği ile ilgili görüşlerini dile getirmekti.

Bazı Milli Mahfillerin geçmiş yıllardaki düşüncesi, henüz tescil olmuş genç Bahâi’lerin ilk hizmetlerini verirken gönüllü sivil toplum kuruluşları ile çalışmamaları yolunda birleşmekteydi. Gençlerin tebliğ etkinliklerine doğrudan iştirâk etmeleri kadar, dışarıdaki işlerle meşgul oldukları sürece birçok faaliyeti yakından izlemelerinin güç olacağı kanısına varmışlardı. Belki de kimi Bahâi’ler kimi vakitlerde, Bahâi toplumunun bir üyesi olarak hizmet ederken, yaşamının her açısına gereken önemi lâyıkıyla verebilmek için ne şekilde etkinlik göstereceğini bilememektedir.

Fakat tecrübelerin ışığında gördüğümüz üzere, genç Bahâi’lerin gönüllü hizmet kuruluşlarına iştirâki konusunda, onları caydırıcı olmaya gerek yoktur. Birleşmiş Milletler Gönüllüleri, Birleşmiş Milletler Barış Kuvvetleri, Kanada Üniversitesi Denizaşırı Hizmetler ve Kanada, İngiltere, Almanya, Hollanda ve İskandinav ülkelerinde bulunan benzeri hizmet kuruluşları, Bahâi’lerin gelişim amaçlarına uygun girişimler içindedirler.

Emre hizmet konusundaki bu tür faaliyetlerin yol açtığı bazı faydalara değinmek gerektiğini düşünüyoruz. Gönüllü çalışanlar, bir yandan içinde bulundukları etkinlikten dolayı yönlenirken bir yandan da gelişmekte olan ülkeler dahilinde Bahâi toplumu tarafından gerçekleştirilen projelere iştirâk edebilecek anlayışları kazanırlar. Hizmet ettikleri yer neresi olursa olsun, bu gönüllülerin Bahâi etkinliklerine katılarak Bahâi toplumunun sağlamlaşmasına katkıda bulunabilmesine fırsat tanınmalıdır. Tebliğ ile ilgili özgürlük, o grubun başındaki kişinin yorumuna kalmıştır. Gönüllüler tebliğ yapmasa da, bulundukları ortamda birer Bahâi olarak tanınmaları ve yaptıkları iş ve hizmete Bahâi ruhu ile Bahâi anlayışı ile yaklaşmaları dahi başkalarının dikkatini çekmeye, onları Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emrine cezbetmeye yeter bir vasıtadır. Sonuç itibarıyla, deniz aşırı hizmetler böylesi ortamları beraberinde getiriyorken gönüllülerin yaşadıkları ülkede veya gelişmekte olan başka ülkelere muhaceret etmeleri, kendi seçimlerine kalmıştır.

Kayda değer sayıdaki Bahâi’lerin yurt dışına çıkarak bu tür kuruluşlarla işbirliği içinde bulunduğu herkes tarafından bilinmektedir. Aynı şekilde gönüllü hizmet kuruluşları ile çalışanların bu sayede Emre katılmış olmaları da sıklıkla karşılaşılan bir durumu temsil etmektedir.

Muhacirlerin yönlenmesi konusunda kurslar düzenleyen Milli Mahfiller, işledikleri konular arasına kırsal gelişim programlarını katacak ve de daha evvelinde yapıldığı gibi gönüllü hizmet kuruluşlarında çalışmış kişileri davet ederek yönlendirici programları hazırlama safhasına iştirâklerini sağlayacak olurlarsa, gelişmekte olan ülkelerde hizmet vermiş bulunanların tecrübelerinden yararlanma fırsatı doğacaktır.

Yüce Umumi Adalet Evi, daha önceleri yanlış anlaşılmalara neden olmuş ve Bahâi gençlerin sivil toplum kuruluşlarının etkinliklerine katılımını içeren konuya bu mektubu ile açıklık getirebildiğini umud etmekte....

Sekreterlik
Sorular...
Mânâ...

“Gönüllü hizmet kuruluşlarının programlarına” iştirâk konusundaki hangi tavsiyelerden söz edebiliriz? (3.paragraf)

Emrin bu sayede göreceği hangi faydalardan bahsedilmektedir? (4.paragraf)

“Bahâi olarak tanınmak; Bahâi ruhunu yansıtmak” ne gibi tesirlere yol açabilir? (4.paragraf)

Uygulama...

Bahâi toplumunun gelişimine katkısı olabilecek hangi “temel yetenek yahut anlayışların” sivil toplum hizmetleri esnasında kazanılabileceği düşünülmekte? (4.paragraf)

Gönüllü hizmet verenlerin Bahâi toplum yaşantısının sağlamlaşması yolundaki katkıları neler olabilir? (4.paragraf)

Gönüllüler, Bahâi olmayan kuruluşlar tarafından yürütülen etkinlikler sırasında doğrudan tebliğ yapma yoluna gitmeli midir? (4.paragraf)

Vurgulanmak istenen....

Bahâi olmayan sivil toplum kuruluşlarında gönüllü hizmetler vermenin, birer Bahâi genci olarak yaşamınızı ne şekilde etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

Böylesi bir hizmetin a) gönüllü çalışanlara ve b) Bahâi toplumuna getireceği faydalar nelerdir?

Bahâi toplumunun bir bireyi olarak yaşamının her alanındaki vazifesini lâyıkıyla yerine getirmek isteyen gönüllüler, hangi mücadelelerle karşı karşıyadırlar? Bahâi olmayan bir kuruluşta gönüllü hizmet vermenin ne gibi nihâi göstergeleri vardır? (2.paragraf)

IX
3 Ocak 1984
Tüm Dünya Bahâi Gençliğine

Birleşmiş Millet’lerin Uluslar arası Gençlik Yılı olarak belirlediği 1985’e doğru yol alırken, toplumumuzun genç üyelerine yeni kapılar açılmış, birçok etkinliğe iştirâk etme fırsatı doğmuştur. Birleşmiş Milletlerin bu vesile ile gençliğe odaklanmış olmasının asal amacı, onları savaştan uzak bir dünyanın gerçek kılınabilmesi yolundaki uluslar arası gelişime yönelik faaliyet ve ilişkiler konusunda cesaretlendirmektir.

Böylesi beklentiler, bizleri de envâi imkân ile karşı karşıya getirmektedir. Bütünlüğe ulaşmamış da olsa, bizleri bekleyen fırsatları görebilmek için Kutsal Yazılarımızın ışığında tefekkür etmemiz yeterlidir; beş asırlık İlâhi Planın süratle ilerleyişiyle birlikte tezâhür eden elverişli koşullar, İran’da yaşanan ruhâni faciânın sözle ifade edilmemiş güçleri açığa çıkarması ve yirminci yüzyılın sonuna yaklaşıldığı sırada yoğunlaşan farkındalığın doğurduğu yaratıcı güç... bu doğrultuda baktığımız vakit, gelecek asrın toplumlarını biçimlendirmeye yönelik katkıların kendi içimizdeki güce bağlı olarak yaşama aktarılabileceğini anlayabiliriz; zirâ gençlik dünyayı yerinden oynatabilecek kuvvettedir...

Ne kadar da elverişli, ne kadar heyecan verici, böylesi fenâ bir durumun, Cemâl’i Mübârek’in ardından giden siz hevesli gençlere sunulup da vicdanlı bir arzu ile kendinizi göstermek istediğiniz alanları açması ve gayretlerinizi ortaya koyabileceğiniz meydanın ufkunu genişletmesi. Çünkü Birleşmiş Milletler tarafından önerilen “Katılım, Gelişim ve Barış” konulu hareketin içinde, birer Bahâi olarak uğrunda yol kat ettiğiniz amaçların, umudu yitirmeye başlayan çağdaşlarınızın aradığından farksız, hattâ özünde bir olduğu teyidi ile karşılaşacaksınız!

Hâlihazırda Yedi Yıllık Planın ilk aşaması içinde bulunuyorken, bu yeni imkânın size sunduğu faaliyetlerden cesaret alıp daha sonraki adımlarınızın gidişâtını belirleyebilirsiniz! Uluslar arası Gençlik Yılı, Yedi Yıllık planın bir sonraki aşamasına tesadüf etmekte; dolayısıyla da, daha şimdiden hazırlanmayı arzu edebileceğiniz kimi faaliyetlerin gerçekleşmesiyle beraber, Yedi Yıllık Planın canlanmasına ister istemez katkıda bulunacaktır ki, öte yandan gençlik yılı dahilindeki etkinliklere destek vermiş olacaksınız! Öyleyse yanıtınızı metanetle vermekte geç kalmayın....

Yedi Yıllık Planın zirvedeki olaylarından biri, İran’da yaşanan sonu gelmez zulümlerle eş zamanlı olarak uyanan yeni bir Tebliğ anlayışıydı. Toplumun her tabakasına mensup insanların kendi kimliğini aramaya başlaması, bunu açıklıkla itiraf etmeseler de yaşamlarının mânevi anlamını keşfetme arzusundan doğmaktaydı. Bunların başını çekenlerse gençlerdir. Böylesi bir bilgi, yalnızca Bahâi girişimlerini destekleyecek verimli kapıları açmakla kalmamıştır; Bahâi gençlerine farklı sorumluluklar yükleyerek Emri tebliğ ederken erdemleri kendi yaşamlarında yansıtabilme ve akranlarının ruhâni yakarışlarını yanıtlarken gerçek bir örnek teşkil etme gayreti ile yakınlaştırmıştır.

Bu erdemleri ayakta tutabilmek adına, geçmişte döküldüğü kadar bugün de, gencinden yaşlısına nice İranlı’nın masum kanı fedâ edilmiş ve edilmektedir. Geçen yaz Şiraz’da yaşanan olayı hatırlayın; 18’den 25’e, altı genç kadının yaşam soluğu bir cellâdın ilmeği ile kesilmişti. Her biri iman yolunda ettiği bağlılık yemininden döndürülmek üzere tehdit edilmiş, fakat hiç biri O Sevgili’yi inkâra yanaşmamıştı. Ve bakın, hocalarının ve mollaların sorgularına, suistimallerine mâruz kalan ve inançlarından dolayı okullardan uzaklaştırılan onca çocuk ve gencin gösterdiği metânet hayranlık uyandırıcı... Bununla da kalmıyor; toplumlarına uygulanan dehşetli yaptırımların kısır olanaklarına karşın, gençlerin verdiği ayân hizmetlere baktığımızda, bütün kuvvetlerini ülkenin her yanındaki Bahâi kurumlarının emrine amâde ettiklerini fark ederiz. Onların ortaya koyduğu ruhâniyeti tarife kalkışsak, hiçbir sözün ihtişâmı, oradaki benliksiz ve adanmış amêllerin saflığını betimlemeye yetmeyecektir; o amêller kendi başlarına yeter bir göstergedirler... Gerçekten de yeryüzünün hiçbir yerinde, oradaki Bahâilerin inançları yolunda ödedikleri bedelin daha fazlası ödenmemiştir; ne de İran’daki cesur Bahâi gençlerinden daha istekli, daha nurlu olup fedâkarlık kâsesini taşıyacak kadar tahâmmüllü davranılmıştır... Öyleyse, İranlı akranlarınızın takdire şâyan emsâllerine tanıklık eden ve bir yandan da özgür bir hareket ortamı içinde yaşayan siz gençlerin, böylesi olağandışı bir evrenin dizginlenemez rüzgârı gibi “Bahâilerin fiîliyât meydanlarında” esmesi gerekmez mi?

Bütün şahsî çabalarınızın Emrin tebliği yolunda sarfedilmesini umud ederken, bununla da yetinmeyip tamamlayıcı bir renk katmanızı, Yazıları olağanüstü ciddiyetle incelemenizi arzuluyoruz. Eğitimle ilgili çalışmalarınızın, gelecekte insanlığa hizmete dönüşmesini diliyor, sair vakitlerinizi elinizden geldiğince Emrî işlere adamanızı temenni ediyoruz. Hâlihazırda yaşamını idâme ettirecek mesleğe yönelmiş ve ailesini kurmuş olanlarınızın, Bahâi emsallerinin yaşayan örnekleri hâline gelmesini temenni ederken de, ister ailenizi mânen besleme yolunda isterse de kendi ülkeniz içindeki yâhut yurt dışındaki muhaceretler esnâsında etkin birer katılımcı olarak faaliyet göstermenizi diliyoruz. Umulur ki, her anlamda Emrin ihtiyaçlarına yanıt verebilecek ve eldeki vazifeleri yeni bir vefâ dokusu ile süsleyecek kuvvette olursunuz!

Bu umutların ötesindeki bir gereksinim de, Bahâi gençler tarafından yapılan tebliğ hizmetlerinin düzenlilik içinde seyretmesidir. Gençlerdeki yer değiştirme arzusu henüz doğal bir güdülenme mesâbesindedir; bu güdüyü aşkın bir amaca bağladığımızda, onların bu tür etkinliklere gezici mübelliğ olarak katılımı gün be gün artacak, düşünerek attıkları bir adım hâline gelecektir. Yurt içinde ya da dışında, gidilen yerde bir yandan Emri tebliğ ederken bir yandan oradaki insanların yaşam koşullarını ileriye taşıyacak etkinlikler yaratmak, gezici mübelliğin izleyebileceği yollardan biridir. Bir diğeri ise, henüz ailevi sorumlulukları yüklenmemiş gençlerin, belirli süreleri kapsayan gönüllü hizmetler vermesidir ki, yaşanılan ülkede veya dışarıda ister tebliğ alanında, isterse de gelişime yönelik alanlarda bir iki yıllık hizmetlerde bulunabilir... Sonraki nesillerin bu doğrultuda atacakları her adım, toplumu güçlendireceği gibi bâki kalacak bu toplumun temellerini sağlamlaştıracaktır. Hizmet biçimi ne olursa olsun, her vakitte, her iklim ve koşulda gençliğin faaliyetlere tam mânasıyla iştirâki sağlanmalıdır. Muhtelif meşgâle ve vâzifeleriniz konusunda sizi içtenlikle destekleyecek olan Bahâi kurumlarının, sizi yönlendirirken de, her safhada sevgi dolu yardımlarını esirgemeyeceğinden emin olabilirsiniz!

En derin duâlarımızın, sizlerin başarıya ulaşacağına dair sarsılmaz itimâdımızla birlikte yitmeyecek bir sevginin, Cemâl’i Mübârek’in hizmeti yolundaki her gayretiniz esnâsında sizleri kuşatıyor olduğundan şüphe duymayınız...

Yüce Umumi Adalet Evi
Sorular
Mânâ...
“İlâhi Plân” deyince ne anlıyoruz? (2.paragraf)

“... birlikte tezâhür eden elverişli koşullar” tanımlamasından ne anlıyoruz? (2.paragraf)

Yüce Umumi Adalet Evi’nin, yaşamın farklı evrelerini tecrübe eden gençlere gönderdiği uyarı nedir? (7.paragraf)

Uygulama...

Akranlarınızın ruhâni yakarışına ne şekilde yanıt verebilirsiniz? (5.paragraf)

Eğitiminiz ya da meslekî öğreniminizden dolayı verebileceğiniz hangi hizmetleri hedeflemektesiniz? (7.paragraf)

Belirli bir süreyi kapsayan ve Emrin hizmetine adayabileceğiniz hangi etkinlikten söz edebilirsiniz? (8.paragraf)

Vurgulanmak istenen...

..dizginlenemez rüzgârların estiği hizmet alanlarına adım atabilmek nelere delâlet eder? (6.paragraf)

Bahâi gençliğinin vereceği hizmetlerin “düzenlilik” arz etmesi, hangi açıdan önemlidir? (8.paragraf)

Yüce Adalet Evi ‘nin gençlere duyduğu “..sarsılmaz itimâd” ın göstergeleri nelerdir? (9.paragraf)

X
24 Ağustos 1984

Londra, Ontario’da düzenlenen Bahâi Gençlik Konferansı...

Londra’daki konferansınızla ilgili amaçlar içimizi neşe ve umut ile dolduruyor. Bir araya gelmiş bulunduğunuz şu an, Hz.Bahâ’u’llâh’ın yaşamış olduğu topraklarda vukuâ gelmiş ve beraberinde getirdiği mânâ ve mücadele bağlamında tüm dünyayı sarsacak şiddetteki olayların sesini yeniden duyar gibi olduğumuz bir döneme tesâdüf etmektedir. Şurası açık ve muhakkak, bu olayların neticesinde inâyet buyurulan Tanrı lutûfları, Kutsal Emrimizin seyrini aksatmadan yoluna devam etmesine vesile olmuştur...

Yüreklerimiz, Hz.Bahâ’u’llâh’ın getirdiği Düzenin ilerleyebilmesi için önümüzde açılmış bulunan ivedi imkânların çokluğundan dolayı heyecanla titriyor; kaldı ki, bereket yağdıracak yeteneklerinizi, harekete geçme iştiyâkınızı ve her şeyin ötesinde kendinizi adamak üzere duyduğunuz hevesi yaşama aktarabileceğiniz bu yol, İranlı kardeşlerinizin kahramanca amellerine ve fedâkarlıklarına görünmez bağlarla bağlanmış gibidir; kapıları ardına kadar açılmış alandaki tebliğ ve diğer hizmetler adına sarfettiğiniz tüm gayretlerin tamamlayıcısı niteliğindedir..

Özellikle de Sevgili Abdu’l-Bahâ tarafından gençlere atfedilen öğütlerin ve Emrin Velîsi’nin ateşleyici kuvvetteki kılavuzluğunun artık yüreklerinizde daha bir yüksek sesle yankılanacağına şüphe yoktur. Kutsal topraklarda bütün samimiyetimizle ettiğimiz duâlarda, O yücelerin sebâtla ayakta tuttuğu emelleri kendi yaşamlarınızda gerçek kılabilmeniz, hem iç hem de dış dünyanızda sizi tamamlayacak vasıfları kendinizde toplayabilmeniz, Semâvi Yazıların derinliklerinde zenginleşmeniz bir yana, bilim ve sanat alanında mükemmele doğru yaklaşma iştiyâkı içinde, ruhunuzun her şeyden bağımsız oluşu, bilgi ve irâdenizin güçlülüğü ile tanınmanızı diliyor, Hz.Abdû’l-Bahâ’nın arzulamış olduğu üzere saf, hür ve bilge kimseler arasındaki ilklerden olabilmeniz için her umudu taşıyoruz.

Sorular...
Mânâ...

Buradaki “..asil” ifadesi ile anlatılmak istenen nedir? (1.paragraf)

“Ruhun bağımsızlığı...” ne demektir? (3.paragraf)

..ateşlenmek, tabiri ile ne anlatılmakta? (3.paragraf)

Uygulama...

“..irâdemizin güçlü olması” ya da “kendi üzerimizdeki denetimi sağlayabilmemiz” ne şekilde gerçekleşebilir? İrâdemizi hangi vasıtalarla güçlendirebiliriz? (3.paragraf)

İranlı kardeşlerimizin amelleri ile bizlerin gayreti hangi bağlamda birbirini tamamlayabilir? (2.paragraf)

“..bereket yağdıracak yetenekler” ne şekilde yaşama aktarılabilir? (2.paragraf)

Vurgulanmak istenen...

İçsel bütünlüğü sağlayacak mükemmellik vasıflarının edinilmesi ile dış dünyadakilerin edinilmesi arasında nasıl bir bağıntı kurabiliriz? (3.paragraf)

İnsâni gayretimizle hangi alanlardaki mükemmelliklere yaklaşabiliriz? Bu gayretler, Bahâi toplumu içinde ne şekilde uygulamaya konabilir? (3.paragraf)

“..saf, hür ve bilge kimseler arasındaki ilkler” ile ilgili nasihata nasıl bir anlam yüklüyorsunuz? (3.paragraf)

XI
8 Mayıs 1985
Dünya’daki Bahâi Gençliğine

Sevgi dolu selamlarımızla beraber en iyi temennilerimizi, Uluslar arası Gençlik Yılı dolayısıyla muhtelif konferanslarda bir araya gelecek olan tüm gençlere iletmek istiyoruz. Bu özel yıl içerisinde, birçok ülkedeki Bahâi gençlerinden gelen heves ve çeşitlilik dolu yanıtlar, bizleri memnunluk içine sürüklerken yüksek umutlara yöneltti.

Bu dönem itibarı ile milli ve bölgesel toplumlar dahilinde etkinliklere iştirâk eden yahût farklı ülkelerdeki akranları ile işbirliği içine giren gençleri tebrik ediyor, ruhâni vasıflarıyla birlikte faydalı yönlerini arttırma yolundaki gayretlerini biteviye sürdürmeye davet ediyoruz. Böyle yapacak olurlarsa, yüksek zihniyetleri ışığındaki meyilleri, dünyadaki gelişmelerin gidişât ve mevzuâtına yansıyacak, barış dolu çağdaş bir yaşamı destekleyici olacaktır.

Bu yıl başlayan gençlik etkinliklerinin, Uluslar arası Barış Yılı olan 1986’ya uygun bir giriş ve tüm seyri boyunca onu tamamlayıcı özellikteki emsaller hâline gelmesi umud edilir.

Karanlıklar içinden çıkıp da giderek artan sorumlulukları beraberinde getirerek ilerleyen Emrin hâlihazırdaki gereksinimlerine yanıt verebilecek bir gençliğin, kucaklamış bulunduğu bu yepyeni Zuhurun değiştirici gücünü belli ölçüde yansıtabilmesi, ona bağışlanan kaçınılmaz bir görev mesabesindedir. Aksi takdirde, Hz.Bahâ’u’llâh’ın beyânlarını zahir edecek hangi emsaller, bu beyanların tartışılmasını mümkün kılabilir? O’nun iyileştirici öğretileri nasıl olup da endişeli bir insanlık tarafından farkedilir hâle gelir; eğer ki her toplumun en hareketli, en esnek ve gelecek vaâd eden gençleri üzerinde kayda değer etkiler yaratmaz ise...

Vaâd Edilen’in Zuhur ettiğini ayrımsayamadığı için karanlık ufuklara bakmayı sürdüren bir insanlığın dünyasında, Kaynağından akıp gelen çareler, genç neslin zahirî görüntüsü üzerinde ani etkiler bırakmaktadır; elemli umutsuzlukların yanı sıra beyhûde hattâ tehlikeli çözüm yollarına baş vuruluyor olması, Bahâi gençliğinin devâlarla yüklü hâlini oraya yansıtması yolundaki bir çağrıdır adetâ! Zirâ O Kaynaktan gelen bilgisini ve buna mukabil bahşolunduğu engin görüşlerini, umutsuzluk içindeki akranlarına iletirken, onarıcı neşesini, yapıcı umutlarını ve Hz.Bahâ’u’llâh’ın Beyânlarından saçılan emniyetli ışığı paylaşmak konusunda bir an bile tereddüte düşmemesi gerekir.

Sözleri, amelleri, davranışları, ön yargılardan yoksunluğu, haysiyetli kişiliği ve başkalarına hizmet konusundaki yüce anlayışı, iç yaşamı ile dıştaki davranışları arasında en küçük bir boşluğa müsaade etmeksizin kendisini tanımlayan özellikleridir ki, bu hâli çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkilere de yansımaktadır...

Bırakın alelâde görüşlerden çok uzaklarda, heves içinde yapmayı arzuladıkları her şeyde mükemmelliğin zirvesine doğru tırmanabilsinler; ister okul sıraları ve avlularında, ister iş hayatlarında, bulundukları ortamın havasını yükseklere taşırken, yeni yaşamın tohumlarını serpe dursunlar...

Bırakın, onları bekleyen mücadeleyi emniyet içinde karşılasınlar; böylesi bir bütünlük ve bu bütünlüğün içinden doğan insâniyet, azim ve sevgi ile bezenmiş bir hizmet ruhu; tüm bu özellikleriyle birlikte mesleki uzmanlık alanlarının, ticâri, sanatsal ve insanlığı ileriye taşıyacak her türlü zanaatin en ön saflarına doğru ilerleyebilsin bugünün gençleri; ki insanlık âleminin gayretleri ile aşama kaydeden tüm alanlar, Emrin ruhundan hâsıl olan nurlarla aydınlansın... İletişim çağının ilerleyen teknolojisi ve birleştirici unsurların baki kalabilmesi için, geçmişin atılımlarını geleceğe taşıyacak olan onlardır; miras alacakları dünya adına gerçekleştirecekleri ve hazırlık bağlamındaki her bir girişim, toplumun işleyişindeki bir değişimi beraberinde getirecektir.

Bu düşüncelerin, kişisel temaşa anınızda ve gelecekle ilgili meşveretlerinizde size ışık tutmasını umud ediyoruz.

...ve sizlere, duâlarımız anında yanınızda olduğumuzun güvencesini, emniyet ve inancını sunuyoruz..

Yüce Umumi Adalet Evi
Sorular...
Mânâ...

“..kaçınılmaz” sözü ile ifade edilmek istenen nedir? (4.paragraf)

Bugünkü gençliğin içinde bulunduğu çaresizlikten doğan fakat beyhûde, hattâ tehlikeli olabilecek hangi çarelerden bahsedebiliriz? (5.paragraf)

Gençliğin ön saflara doğru ilerlemesi hangi sebepten gereklidir? Böylesi bir yaklaşım içine girebilmek üzere hangi özellikleri taşıyor olmalıyız? (8.paragraf)

Uygulama..

Emri bağlamdaki hangi açıların insanlarda endişe uyandırdığını söyleyebiliriz? Hz.Bahâ’u’llâh’ın çağrısını doğrulayıcı olabilecek hangi yaklaşımlara değinebiliriz? (4.paragraf)

Gençlere miras kalacak olan bu dünya için neler yapabiliriz? (8.paragraf)

Haysiyetli bir kişiliği nasıl tanımlarız? Böyle bir kişiliğin tohumlarını serpmek için ne yapabiliriz? (6.paragraf)

Vurgulanmak istenen...

Gençliğin dünyevi olayların seyri üzerindeki etkisini nasıl tanımlarız? (2.paragraf)

Önyargılardan yoksunluğumuz, hangi durumlar karşısında kendisini belli eder? (6.paragraf)

Bahâi toplumunun alelâde çözümler karşısındaki tutumu nedir? (7.paragraf)

XII
4 Ağustos 1987
Manchester Konferansına gelen gençliğe....

Bu konferansın katılımcılarını sevgi ile selamlıyoruz. Avrupa’daki Bahâiler, bu Emrin gücünü daha evvelinde yaşanmamış fırsatlarla ortaya koyabildiği bir evrede burada toplanmış bulunmakta; uluslar arası işbirliğinin sınırlarını aşması bir yana, topluma zerk ettiği hareketli ve yapıcı nitelikler sayesinde insanlığın tarihsel gelişimine olağanüstü katkıları olmuştur.

Avrupa Bahâi gençliği, içinde taşıdığı ve kendisini diğerlerinden farklı kılan kuvvet, canlılık ve isteklilik hâli doğrultusunda, dünya düzeni ve medeniyetin ilerlemesi yolundaki öncül birer memur vazifesini idame ettirirken, bu Emre duyulan ivedi ihtiyacı da büyük ölçüde giderebilmiş olacaklardır.

Konferansa katılan herkesi, akranlarına yüce bir ahlâk anlayışının etkilerini ve bu anlayışın beraberinde getirdiği gerçek özgürlüğü yansıtabilmenin yolları üzerinde düşünmeye davet edin; ve yine bu anlayış çerçevesindeki aşkın bir mutluluğun insanlığa ruhâni bir yaşamın lezzetini yeniden tattırabileceğini, onları maksatlı bir yaşama yaklaştıracağını anlatabilmenin çarelerini arayın....

Gençlerin, ilâhi Yazıları düzenli biçimde tetkik etmesi, yüksek önem arz etmektedir. Zirâ Sevgili Emrin Velîsi, bugünün evrensel dünyasını mayalayan iniş ve çıkışlara sebebiyet vermekle kalmayıp insanlık âlemini ihtişâmlı kaderine ulaştıracak olan güçlere dair derin bir anlayışın kazanılmasını arzu etmektedir.

Artış gösteren tebliğ imkânlarına yeter olabilmek üzere, Avrupa Bahâileri, bütün insanların gereksinimleri ve hâlihazırdaki düşünceleri ile bağdaşacak tebliğlere yönelirken çok daha büyük gayretler içine girmelidirler. Böylelikle, bugünün toplumunu etkisi altına almış bulunan sayısız hastalığı giderecek tek çarenin Bahâi Beyanları olduğunu ortaya koymalıdırlar.

Avrupa Bahâi toplumu, yönetim kurumlarının faaliyetlerine gösterdiği sadakat ve korunması yolundaki istikrar sayesinde Teşekkül Çağı’nın güçlü bir katılımcısı olduğunu fark ettirmiştir. Bahâi toplum yaşantısına tam anlamıyla gönül verecek olan bir gençlik, bu gıpta edilesi adımları sürekli kılmayı başaracaktır. Nitekim birkaç asırdan bu yana, Emri tebliğ etme yoluna adanmış gayret tohumları, artık gençler tarafından hasadı yapılabilecek bereketli birer meyve hâline gelmiştir.

Yüce Umumi Adalet Evi
Sorular...
Mânâ...

“Dünya Düzeni” ve “Dünya Medeniyeti” ile tabir edilmek istenen nedir? (2.paragraf)

“..bağdaştırmak...” sözü ile anlatılmak istenen nedir? (5.paragraf)

Bahâi toplumunun hased edilesi adımları hangileridir? (6.paragraf)

Uygulama...

Siz, kendi yaşamınızın hangi alanlarında kuvvet, canlılık ve isteklilik gösterebilmektesiniz? (2.paragraf)

Yüce bir ahlâk anlayışı ve korunan kültürel değerlerin yaratacağı etkiyi akranlarınıza gösterebilmenin belli başlı yolları hangileridir? (3.paragraf)

Tüm insanların gereksinimleri ve hâlihazırdaki düşünceleri ile bağdaşacak hangi Bahâi Öğretilerinden söz edebiliriz? (5.paragraf)

Vurgulanmak istenen...

İniş ve çıkışlara sebebiyet veren güçler, yeryüzündeki Bahâi toplumlarını ne şekilde etkilemiştir? Bu güçler, mahalli toplumunuzu ne yönden etkisi altına almıştır? Kendi yaşamınızı ne şekilde etkilemiştir? (4.paragraf)

İnsanlık âleminin ihtişâmlı kaderi, en iyi bir biçimde hangi öngörü ve iletişim aracılığı ile paylaşılabilir? (4.paragraf)

Bahâi gençliğinin toplum yaşamına tam manasıyla iştiraki neden bu denli önem arz etmektedir? Böylesi bir iştirâk, yaşama hangi yollardan yansıyabilir? (6.paragraf)

XIII
12 Temmuz 1988
Uluslar arası Gençlik Okulu dolayısı ile
Hollanda Milli Ruhâni Mahfili’ne

Hollanda’nın Dee Port Konferans merkezinde düzenlenen “Avrupa’da yaşamak... Hizmeti tercih edişimiz...” konulu toplantınızdan ötürü en iyi dileklerimizle birlikte sevgi dolu selamlarımızı sunuyoruz.

Avrupa’daki Bahâiler, Sevgili Emrin Velîsinin tabir etmiş olduğu üzere, tüm evrendeki en merkezi ve konum itibarı ile en stratejik bir kıtası üzerinde yaşamaktadırlar. Olaylarla dolu zengin bir tarihin yanı sıra, farklı kültürleri bir araya getirmiş bulunan Avrupa’daki Bahâiler, asırlardan bu yana kahramanlık ve adanmışlık ruhu içinde yaşaya gelmişlerdir. Yorulmak bilmeden duyurmayı sürdürdükleri Hz.Bahâ’u’llâh’ın iletisi karşısında vasat denecek yankılar uyandırmalarına rağmen çabalarından vazgeçmemişlerdir.

Başta Bahâi gençliği olmak üzere, Avrupa’da yaşayan tüm inanırlar adına yeni bir atılım yapmanın vakti gelmiştir; her birimizin fark etmiş olduğunu düşündüğümüz yepyeni fırsatları beraberinde getiren bu evrede, Avrupa insanının Bahâi öğretilerini kucaklamaya olağanüstü açık bir hâl içinde bulunduğu aşikârdır. Bu kıtanın insanı, sükunet, âhenk ve barışın özlemi ile tutuşmaktadır ki, arzuladığı böylesi tahâmmüllü bir ortamın temellerini ancak Hz.Bahâ’u’llâh’ın Dünya Düzeni tesis edildikçe atabilecektir. Gençler, derin bir anlayış ve güçlü bir takip eşliğinde sürekliliği sağlanmış tebliğ kampanyaları sayesinde, Hz.Şevki Efendi’nin de umutla beklediği ve bir yandan toplu girişlerin bu kıtayı bereketlendirdiği, öte yandan Avrupa’da yaşanacak ruhâni bir devrimin ilk adımlarının atıldığı günün doğuşunu hızlandırabilirler.

Büyük bir iştiyâk ile Avrupa’daki Bahâi gençlerin, Altı Yıllık Plan’ın hedeflerine ulaşabilmek üzere gereken teşebbüsleri göstereceğini ve yenilenmiş bir dalga kuvvetinden doğacak adanmışlık ruhu içinde ayağa kalkacağını umud ediyoruz. Heyecân telkin edici, mücadeleye teşvik edici manzaralarla süslenmiş ufuklar, yalnızca batı Avrupa’nın değil doğusunun da gözleri önüne serilmiştir. Zirâ doğu Avrupa’da gerçekleşen sosyal değişimler, Emrin özgürce tebliğine ve kurumlarının tesis edilebilmesine fırsat tanıyacaktır. Afrika, elzem ihtiyaçlar içindedir; Avrupa’daki gençlerin onlarla görüşmesi, bu iki muhteşem kıtayı birbirine yaklaştıran tarihi bağların yenilenmesi kadar güçlenmesine yol açacaktır.

Öğretilerle ilgili konulara ve onların Avrupa’daki hakim düşünce ile bağıntısına geniş bir yer vermekle kalmayıp tebliğ projelerini kapsamına alan Gençlik Okulu Programı bizi çok etkiledi. Kutsal Topraklardan yükselecek duâlarımızda, bu Gençlik Okulu’nun ihsanlara kavuşması ve katılımcılarının, tüm kalplerin Sevgilisi Olan’ın hizmetindeki semâvi amellere yönelebilmek üzere gereken ilhamları alabilmesi için niyazda bulunacağız.

Yüce Umumi Adalet Evi
Sorular...
Mânâ..

Sevgili Emrin Velisi Avrupa’yı ne şekilde tasvir etmektedir? (2.paragraf)

Avrupa insanının hasretini çektiği nedir? (3.paragraf)

Yüce Umumi Adalet Evi’nin gençlere tanıtmak istediği hangi hizmet alanlarından söz edilmektedir? (4.paragraf)

Uygulama

Yüce Adalet Evi’nin Avrupa’daki Bahâi toplumlarına salık verdiği tavsiyeler, sizlerin yaşadığı toplumlara hangi açıları ile uygun düşmektedir? (2.paragraf)

Gençler, kendilerine tavsiye edilen ve a) derin bir anlayış b) güçlü bir takip c) süreklilik gerektiren tebliğ kampanyalarını ne şekilde gerçekleştirebilirler? (3.paragraf)

Avrupa’ya hâkim olan hangi geçerli düşünceden söz edebilirsiniz? Öğretiler bu düşüncelerle ne şekilde bağdaşabilir? (5.paragraf)

Vurgulanmak istenen...

Bahâi öğretilerini kucaklayacak kadar yükselmiş bulunan alıcılığın, ne şekilde tezahür ettiğini düşünmektesiniz? (3.paragraf)

Gençler, Avrupa’da toplu girişimlerin gerçekleşmesine nasıl katkıda bulunabilirler? (3.paragraf)

Toplu girişler, Avrupa’daki ruhâni devrimin gerçekleşmekte olduğunun nasıl bir göstergesidirler? (3.paragraf)

XIV
7 Aralık 1992
Avrupa Bahâileri Gençlik Heyetine

31 Ekim 1992 tarihli mektubunuzun bir nüshası Yüce Umumi Adalet Evi’ne de ulaşmış bulunuyor. Avrupa Bahâi Gençliğinin Üç Yıllık Plan dahilindeki etkinlikleri ile ilgili öngörüleri geliştirebilmek üzere, kendi katkılarının yerini belirlemeye çalışan ve bu amaç için seçilmiş Avrupa Bahâilerine yazmış olduğunuz mektup, Avrupa’daki Bahâi gençlik toplumunun hâlihazırdaki durumunu incelemesi açısından oldukça ilgi çekiciydi.

Yüce Adalet Evi, bu iletiyi Avrupa’daki bütün müşavirlerle paylaşmış olduğunuzu fark ederken, aynı mektubun Milli Ruhâni Mahfillerin de ilgisini çekeceğini hissediyor ve henüz göndermemişseniz eğer, nüshalarını onlara ulaştırmanızı tavsiye ediyor.

İncelemiş olduğunuz konular içerisindeki bir konuyu ele almamızı talep eden Yüce Adalet Evi, bugünlerde gençlerin önüne açılan muhtelif seçeneklerin akıl karıştıracak düzeydeki çeşitliliğine açıklık getirebileceğine inanıyor. Gençlere, yaşamlarının her yönünün Hz.Bahâ’u’llâh’a verilen hizmete bağlandığını ve bunun ne denli önem arz ettiğini aktarabilmek... ana babalara duyulan sevgi ve saygı; eğitimin gayesi; sağlıklı olabilmek için atılan adımlar; herhangi bir alanda meslek sahibi olmak; başkalarına karşı davranışların yanı sıra yüksek bir ahlak çerçevesi dahilinde hareket etmek; evlilik ve çocukların yetiştirilmesi; Emrin tebliği yolunda gerçekleştirilen etkinlikler; ister yalnızca 19 Gün Ziyafetlerine katılmak yâhut Kutsal Günlerin icapları üzere yaşamak suretiyle olsun, ister Emrin yönetimi dahilindeki hizmetlerin sorumluluğunu üstlenerek Bahâi toplumunu güçlendirmek; ve her gün, giderek büyüyen bir ruhâni kuvvet ve anlayışın kaynağını teşkil ettiği kadar Tanrı’ya bağlılık üzere gereksinilen Yazıları okuyup farz namazları ve duâlarla meşgul olmak... Gençlerin Bir Yıllık Gönüllü Hizmetleri, yine bu çerçevedeki özel bir hizmet kabul edilirken, Emir yoluna adanmış böylesi bir girişim kendi ruhâni ve zihinsel gelişimleri açısından eşsiz bir fırsattır. Bir Yıllık Gönüllü Hizmet, yukarıda sözü edilen yaşamsal vazifelerin bir alternatifi yâhut onlarla çelişecek bir seçenek olmaktan çok uzaklarda, emsalsiz bir hizmet ve tüm diğer vazifelerle el ele yürüyebilecek bir ayrıcalıktır; her bireyin bu fırsatı yaşamına ne şekilde uyarlayacağı, şahsi seçimlerine kalmıştır .

Yüce Adalet Evi, başlatmış olduğunuz tartışmanın, mevcut durumu aydınlatacak derin görüşlerin önünü açacağını ve sizleri, Üç Yıllık Plan süresince gençler tarafından gerçekleştirilebilecek etkinliklerle ilgili güçlü fikirlere yönelteceğini umud ediyoruz.

Sekreterlik
Sorular...
Mânâ..

Bir insanın yaşamındaki, Hz.Bahâ’u’llâh’ın yoluna adanabilecek hizmet niteliğindeki yönleri sıralayınız... (3.paragraf)

“..giderek büyüyen ruhani bir kuvvetin”, “anlayış” ve “Tanrı’ya bağlılığın” kaynağı nedir? (3.paragraf)

Bir Yıllık Gönüllü Hizmet, bir gencin gelişimini ne şekilde etkilemelidir? (3.paragraf)

Uygulama...

Bugünlerde gençlerin önüne açılan “seçeneklerden” hangilerini sayabilirsiniz?

Bahâi gençlerinin ebeveynlerine göstereceği sevgi ve saygıyı ifade etmenin yolları nelerdir?

Bir Yıllık Gönüllü Hizmet vermek isteyen bir genç, bu kararının zamanı ile ilgili seçimi ne şekilde yapmalıdır?

Vurgulanmak istenen...

Bir Yıllık Hizmet vermeyi amaçlayan gönüllü genç, kendisini ne şekilde yönlendirmelidir?

Bir Yıllık Hizmeti ayrıcalıklı kılan nedir?

Mektupta bahsi geçen vazifeler neden “yaşamsal” bir önem taşımaktadır?

XV
17 Mayıs 1994

Barselona, Berlin, Budapeşte, St.Petersburg ve Wolverhampton’da bir araya gelmiş bulunan Bölgesel Bahâi Konferansları’nın genç katılımcılarına...

Bahâi Gençlik Heyetinin cesaret telkin edici teşviki ile, geçtiğimiz bir yıl boyunca bu kıtanın dört bir yanında yaşayan Bahâi gençleri arasında yepyeni bir hareketlenme başlamıştır. Tıpkı bir med-cezir misâli, kimi dalgaların henüz dalgacıklar hâlinde kabarmaya başladığı sular, giderek yükselmekte; ve en yüksek noktaya ulaşacağı vakit uzak değil, şu ânın içinde... Elbette ki, Nisan ayında Milli Bahâi Gençlik Komitesi tarafından gerçekleştirilen eğitim seminerleri ile bu beş kıtada düzenlenen konferansların yapıcı etkisi, Avrupa kıtasındaki insanların yaşamlarını yeniden biçimlendirme sürecine kendi katkısını vermek üzere ayağa kalmayı bekleyen gençlerin iştiyâkını bir kat daha arttırmıştır.

Henüz bir buçuk asır geçti, iki insanın Şiraz şehrindeki bir evin üst katında karşılıklı oturduğu günden bu yana; aralarından biri Tanrı’nın ilk Sözlerini Beyân etmekte olan Tanrı Zuhuru ve diğeri O’nun ilk müridi... Altı yıl gibi bir sürede yaşamlarını öylesine ortaya koymuşlardı ki, İlâhi Beyânların aşkın ilhâmları bütün insanlığı canlandırabilsin, onları şevke getirebilsin diye... Binlerce heves içindeki yürek, kadın, erkek, genç, yaşlı demeden, zengin fakir, mektepli, mektepsiz gözetmeden ayağa kalkmış ve İlâhi Kılavuzluğun ışımaya başladığı Şafak Vaktini selâmı ile karşılayarak tüm dünyanın gözleri önüne sereceği gerçek adına meydanlara dökülmüştü...

Gel gör ki, dünya artık başkalaşmış, Hz.Bahâ’u’llâh’ın buyurduğu üzere farklı bir kimliğe bürünmüştür: “...insanlığın düzenli yaşamı, bu emsalsiz, bu muhteşem düzenin birimleri sayesinde devrimlere uğramıştır; belki de ölümlü gözlerin daha evvelinde hiç tanık olmadıkları bir mesabede....

Sizler, muhtelif arazlarla sarsılmakta olan farklı ülkelerden gelerek toplandınız bir araya: ekolojik, politik, sosyal, düşünsel ve her şeyden önemlisi ahlakî ve ruhâni sorunların yaşadığı bir çok değişik ülkenin insanlarısınız. Her biriniz, çağdaşlarınızın feryât figân içinde çareler aradığını fark etmiş, onların öngörüsünü perdeleyen şeytâni engellerden bir an evvel kurtulmak için, yazık ki sıklıkla ortalığı yakıp yıkacak çözüm yollarına saptıklarını gözlemlemiş olmalısınız! Bazılarının ise umutsuzluk içinde yâhut küskün bir hâlde her şeyden vazgeçtiğini görebilirsiniz. Fakat sizler, bu derdin devasını bilenlersiniz; öngörü sahibi olan ve kılavuzlanmakta olanlarsınız; öylesi bir ruhâni güç ile müşerref kılındınız ki, her türlü felaketin üstesinden gelebilecek ve Avrupa’nın gençlerine yeni bir yaşamın esintilerini yaklaştıracak imkanlarla çevrilisiniz...

Genç olmak kolay bir iş değil! İnsanın vakit ve kuvvetini celbeden sayısız çağrıdır adetâ yaşamının gidişâtını güçleştiren; bir yandan yaşadığı günün sorumlulukları ile baş ederken, bir yandan da gelecekte kendisine emânet edilecek vâzifelere hazırlanmak için çaba sarfeder. Vakit ve kuvvetinizi hangi mihver üzere ifrâz edip de muhtelif etkinliklere yeter olabileceğinizi tartarken, ebeveynleriniz, arkadaşlarınız ve Bahâi yönetim düzeni dahilindeki ilâhi kurumlarla yapacağınız meşveretlerden güç alabilirsiniz.

Eğitimini ya da uzmanlık alanını, Tanrı Emri’ne hizmet yolundaki özel bir evreye vakit ayırabileceği raddeye getirmiş bulunanlar, bu konferansların akabinde, Gençlik Heyetinin “gençlik yılı hizmet gönüllüleri ordusu” ile ilgili çağrısına yanıt verecek bir adımı atmaları mümkündür; bu tür gönüllü bir hizmet, Avrupa’da seyrini sürdürmekte olan Üç Yıllık Plan’ın ereklerine ulaşmasını hızlandıracaktır. Bu alanda hizmet veremeyecek olanlar için, kendi ülkelerinde veya dış ülkelerdeki farklı imkânların kapıları aralık durmaktadır; herkese açık duran ilk kapıda, Emrin Öğretilerini tanıtmayla ilgili fırsatlar ve hattâ bu öğretilere duyulan gereksinim çarpmaktadır göze. Karşılaştığınız her bir kimseye, kişiliğinizle, davranışlarınızla, birlik âlametleri ve amellerinizle, ve bunun yanı sıra sözlerinizle yaklaştıracağınız öğretiler, onları Emre cezbedecek ilk tılsımlar olacaktır.

Ulvi İçtimâ Ordularının yardımınıza yetişmesini ve O’nun Emri’nin ilerlemesi yolunda atacağınız her adımın Hz.Bahâ’u’llâh’ın kılavuzluğu ve ihsanları ile güçlenmesini umud ediyoruz.

Sizleri, Kutsal Topraklarda ettiğimiz her duâ ile anmaktayız...

Yüce Umumi Adalet Evi
Sorular...
Mânâ..

Avrupa insanını sıkıntılara mâruz bırakan arazlar hangileridir? (4.paragraf)

Gençlerin öngörüsünü perdeleyen şeytâni engeller, onları ne tür tepkilere yönlendirebilmekte? (4.paragraf)

“Gençlik yılı hizmet gönüllüleri ordusu” nun odağı ne olmalıdır? (6.paragraf)

Uygulama..

Bahâi gençleri, Avrupa’yı sarsan etmenlere karşı hangi donanımlarla mücadele edebilmektedir? (4.paragraf)

Hz.Bahâ’u’llâh tarafından sunulan derman, hâlihazırdaki sorunlara hangi bağlamda tatbik edilebilir? (4.paragraf)

“Emrin Öğretilerini” tanıtırken başvurabileceğimiz yollardan hangi biri daha etkindir: a) kişiliğimiz b) davranışlarımız c) birliğimiz d) amellerimiz e) sözlerimiz? (6.paragraf)

Vurgulanmak istenen..

Bahâi gençliğinin şimdiki nesli arasında canlanmaya başlayan med- cezirin güçlenmesine nasıl bir katkıda bulunabiliriz? Yüce Adalet Evi “.. yükselmenin gerçekleşeceği vakit uzak değil, şu ânın içinde..” derken, neyi vurgulamaktadır? (1.paragraf)

Hz.Bahâ’u’llâh tarafından getirilmiş bulunan muhteşem düzen, “insanlığın düzenli yaşamını” ne şekilde devrimlere uğratmıştır? (3.paragraf)

Hz.Bahâ’u’llâh’ın iletisini, umutsuzluk ve vazgeçmişlik içinde çırpınan insanlara sunarken, hangi yolları izleyebiliriz? (4.paragraf)

XVI
22 Aralık 1994

Phoenix – Arizona’da gerçekleştirilen Milli Gençlik Konferansına...

Ülkenizin bir başından diğerine, mevsimlerle birlikte çağlamaya başlayan sular misâli seyrini sürdürmekte olan gençlik etkinliklerine hız kazandırmak üzere burada, Phoenix’de bir araya gelişiniz bizi derinden etkiledi. “Işık Orduları” ile ilgili projeleriniz kadar “Bahâi Gençlik Çalışma Çemberleri”ni kapsamına alan girişimleriniz bizi sevinç içinde bırakırken, bir yandan da olağanüstü umutlarla dolduruyor. Bu konferansın, mevcut kuvvetinizi gelecekteki atılımlara doğru yeniden canlandırmasını diliyoruz; öyle ki, Hz.Bahâ’u’llâh’ın Öğretilerini yaymak ve yaşamlarınızı O’nun ilâhi gâyesine en uygun bir hâle getirme yolundaki kişisel ya da toplu çabalarınızın, geçmiştekine kıyas kabul etmeyecek aşamalar kaydetmesini arzu etmekteyiz. Böylesi şiddetle arzulanan bir atılım, eğer ki gençler hakikâten de Üç Yıllık Plan’ın başarıya ulaşmasına katkıda bulunmak istiyorlarsa, geriye kalan şu kısa dönem içinde yalnızca kendi ülkelerinde değil dünyanın dört bir yanında aynı başarının paylaşılması açısından kaçınılmaz bir gereksinmedir.

Bu gerekliliğe mahâl veren bir diğer sebep, gençlik yıllarının tez bir şekilde gelip geçmekte olduğudur; böylesi kısa bir zaman aralığında, her bir neslin vermiş olduğu kararlar ve akabindeki girişimler, toplumun geleceğini doğrudan etkilemiştir. Dolayısıyla da, güçlü emellerin, hedefe ulaşma arzusunun ve yaşama duyulan coşkun merâkın “genç” atfettiğimiz insanın kimliğinde hararetle kendini belli ettiği bu evrede, erişilmesi uzak gibi görünen hedeflere varmanın tam zamanıdır. O hâlde geciktirmeyin, geleceğinizi biçimlendirmek adına atacağınız adımları; zirâ insanlığın içinde bulunduğu durum, sizleri çelişkilere sürükleyebilecek sayısız mücadele ve fırsatlarla yüklüdür. Harekete geçmenin ivediliği, ufukta parıldamakta olan şu gerçekle birlikte daha büyük önem kazanmaktadır: “..bugünün gençliği, hızla yaklaşmakta olan yirmi birinci yüzyılın sorumlulukları kadar, Yazılarımızda vaâd edilen yakın gelecekteki umut dolu manzaranın mirasçısı olacaktır!”

Evvelinde görülmesi mümkün olmayan nice değişimlere hazırlık bağlamındaki girişimleriniz, kararlılığınız ve Emri bilgiler dahilinde beyân edilmiş kutsal ilkeleri özümseyerek yaşama aktardığınız davranışlarınız mesabesindeki sağlam temellere oturacaktır; bu ilkeler ki, her bireyin içsel gelişimini, kendine has şahsiyetini yönlendirirken, tebliğ ve hizmet alanındaki etkin yaşamını kılavuzlayandır... doğru bir yaşam adına, hem kişisel hem de toplumun bütünü adına husule gelecek gelişmenin ilk baharıdır; Tanrı Emri’nin zaferini müjdeleyendir bu ilkeler...

Doğru bir yaşamdan kasıt, aşırı ıslahatçılığı gerektiren dini anlayışlardan ziyâde, duyarlı bir yaşam biçimidir; Öğretilerin ve Hz.Abdû’l-Bahâ mesabesindeki bir emsâlin kılavuzluğu eşliğinde izlenen şüphesiz bir yol, Her şeye Güç Yetiren’in insanı yaratmadaki haysiyetli gâyesine ulaştıran dosdoğru bir yol. Böylesine sıkıntı ve karmaşalarla dolu bir evrede, kim serebilir doğru bir yaşamın gücünü gözler önüne; eğer Bahâi gençliği değilse, kim umutsuzlara umudunu geri verebilir, endişe ve korku içindekilere emniyetini... doğru bir yaşamdan hâsıl olan kudreti, hayâl kırıklığına uğramış çağdaşlarına kim yaklaştırabilir?

“Doğruluğa sarılınız, ey Bahâ’nın insanları!” diyerek yankılanıyor Hz.Bahâ’u’llâh’ın nasihâti ve teyidini şöyle sürdürüyor: “.. Haksızlığa uğramış Olan’ın size öğüdü budur; ve O’nun her biriniz için, Her şeyi saran İradesi’nden hâsıl olan ilk arzusu..”

Cemâl-i Mübârek’in vaâdleri sarih ve kesindir: “...Cesur adımlar, bu Emrin zaferinin teminatı iken, azizlere yaraşır bir şahsiyet, gücüne güç katacaktır.”

Korku ve endişelerden yoksun olun; sizlere sunulan fırsatlar olağanüstü büyük, Tanrı’nın teyitleri ise bereket üzeredir. İleriye doğru atılın; doğru ânı yakalayabilmek için ve insanlığın kaderinde bir iz bırakabilmek için...

Umutlarımız ve duâlarımız sizi sarmıştır.
Yüce Umumi Adalet Evi
Sorular...
Mânâ..

“..ulaşılması güç gibi görünen hedeflere” varabilecek bir gençliğin belirgin özellikleri nelerdir? (2.paragraf)

“Evvelinde görülmesi mümkün olmayan nice değişimlere hazırlık” bağlamındaki hangi temelleri atabiliriz? (3.paragraf)

“..doğru bir yaşam”dan kasıt nedir? (4.paragraf)
Uygulama..

Hızla yaklaşmakta olan yirmi birinci yüzyılın hangi “sorumluluklarından” söz edebiliriz? (2.paragraf)

“Bireyin içsel gelişimini ve kendine has şahsiyetini yönlendiren”, “onu, tebliğ ve hizmet alanında kılavuzlayan” ilkelerden bazılarını sıralayınız? (3.paragraf)

Bahâi gençliği, “umutsuzların umudunu yeniden yaşatabilmek” ve “korku ve keder içindekilere emniyet verebilmek” üzere hangi yolu izlemelidir? (4.paragraf)

Vurgulanmak istenen..

Bu neslin, toplumun geleceği üzerindeki etkisi ne olabilir?

Bahâi gençliğinin kendi geleceğini biçimlendirebilmesi için hangi adımları atması gerekir?

Bahâi gençliğinin, “Her şeye Güç Yetiren’in insanı yaratmadaki yüce gâyesine” ulaşabilmesi, toplum içindeki güçleri de dikkati nazara almak kaydı ile, hangi gayretlerine bağlıdır? (4.paragraf)

BÖLÜM II
ASAL KONULAR
İçsel Yaşam ve Kişisel Değişim

Öncelikle kendilerini diğer her türlü alanda yeter hâle getirebilmeleri, öğretileri araştırma, yaşamlarını ruhanileştirme ve şahsiyetlerini Hz.Bahâ’u’llâh’ın beyân ettiği mevkiye yükseltmeleri ile mümkündür. Çevremizde yaşayan insanların ahlâki değerleri çökme ve gerileme safhasındadır; ister Doğu’nun yüzyıllık medeniyetleri, ister İslam ve Hıristiyan âlemi içinden doğan sonraki kültürler, isterse de hızla değişim geçiren kabile toplulukları arasından doğruluk ve tahammülü simgeleyen birer âbide misâli yükselmelidir Bahâi toplumu. Bir Bahai’nin yaşamını biçimlendirecek en önemli vasıflar, şahsiyetindeki dürüstlük ve iffettir; o, sevgi ve kardeşlik bağları ile bütün insanlığa yakın durduğu hâlde Tanrı’dan gayrı hiçbir şeye bağlanmaksızın dimdik yürümelidir yeryüzünün insanları arasında; etrafında hâsıl olan gevşek değerlerden, yitmeye meyletmiş izâfi teorilerden, bugünkü toplumun çaresizliğinden bağımsız kalarak, komşularına aydınlık ve dostâne bir çehreden bakmalı ve onun güçlü şahsiyeti ve emniyetli ruhu karşısında rekabete kalkacak kimseler için uyarıcı bir ışık, sığınılacak bir liman mesabesinde davranmalıdır.

10 Haziran 1966

İlâhi Eşikte sizler adına hararetle niyâzda bulunuyoruz; duâ etmenizin, kutsal ilkeleri öğrenmenin ve Emri tebliğ etmenin yanı sıra, Sevgili Hz. Abdu’l-Bahâ mesâbesindeki bir insanlığa hizmet anlayışı ile donanıp hem kişisel hem toplu hâlde işlediğiniz işlerin, bu semavi Emrin medenîleştirici gücünü yansıtabilmesi ve yine onun ruhâni ve sosyal bağlamdaki yapıcı ganimetlerini etrafınızdaki her yaştan insana ulaştırabilmeniz için yalvarı ile yakarıyoruz.

17 Mart 1983

Şu ân, ilginin uyanması, kalplerin alevlenip her milletin, her sınıf ve dinin mensubu olan muhtelif gencin etkin katılımlara yönelmesi için en uygun bir vakittir. Böylesi bir gayretin anahtarı, öncelikle Emrin Öğretileri konusundaki anlayışın derinleştirilmesidir; bu sayede, kişisel veya toplumsal sorunlara uyarlanabilecek vasıtalara kavuşmaları ve akranlarına, onların anlayabileceği bir dilde hitâb etmeleri mümkün olur. Ardından, yüksek bir ahlâk çerçevesine uygun düşen davranışlara yönelim meselesi gündeme gelir ki, dürüstlük, güvenilirlik, cesaret, sadakat, tahammül, saflık ve ruhâniyet, hâlihazırda öğretilerin içerisinde ele alınan erdemlerden bazılarını temsil eder. Ve her şeyin ötesinde, Hz.Bahâ’u’llâh’ın her şeyin üstesinden gelebilecek kudretinin varlığını, mütemâdiyen duyumsayarak yaşamaları, onları tüm kışkırtmalara ve tüm engellere karşı daha metânetli kılar.

4 Temmuz 1983

Bütün şahsî çabalarınızın Emrin tebliği yolunda sarfedilmesini umud ederken, bununla da yetinmeyip tamamlayıcı bir renk katmanızı, Yazıları olağanüstü ciddiyetle incelemenizi arzuluyoruz. Eğitimle ilgili çalışmalarınızın, gelecekte insanlığa hizmete dönüşmesini diliyor, sair vakitlerinizi elinizden geldiğince Emrî işlere adamanızı temenni ediyoruz. Hâlihazırda yaşamını idâme ettirecek mesleğe yönelmiş ve ailesini kurmuş olanlarınızın, Bahâi emsallerinin yaşayan örnekleri hâline gelmesini temenni ederken de, ister ailenizi mânen besleme yolunda isterse de kendi ülkeniz içindeki yâhut yurt dışındaki muhaceretler esnâsında etkin birer katılımcı olarak faaliyet göstermenizi diliyoruz. Umulur ki, her anlamda Emrin ihtiyaçlarına yanıt verebilecek ve eldeki vazifeleri yeni bir vefâ dokusu ile süsleyecek kuvvette olursunuz!

3 Ocak 1984

Karanlıklar içinden çıkıp da giderek artan sorumlulukları beraberinde getirerek ilerleyen Emrin, hâlihazırdaki gereksinimlerine yanıt verebilecek bir gençliğin kucaklamış bulunduğu bu yepyeni Zuhurun değiştirici gücünü belli ölçüde yansıtabilmesi, ona bağışlanan kaçınılmaz bir görev niteliğindedir. Aksi takdirde, Hz.Bahâ’u’llâh’ın beyânlarını zahir edecek hangi emsaller, bu beyanların tartışılmasını mümkün kılabilir? O’nun iyileştirici öğretileri nasıl olup da endişeli bir insanlık tarafından farkedilir hâle gelebilecektir; eğer ki her toplumun en hareketli, en esnek ve gelecek vaâd eden gençleri üzerinde kayda değer etkiler yaratmaz ise...

8 Mayıs 1985

Sözleri, amelleri, davranışları, ön yargılardan yoksunluğu, haysiyetli kişiliği ve başkalarına hizmet konusundaki yüce anlayışı, iç yaşamı ile dıştaki davranışları arasında en küçük bir boşluğa müsaade etmeksizin kendisini tanımlayan özellikleridir ki, bu hâli çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkilere de yansımaktadır...

8 Mayıs 1985

Konferansa katılan herkesi, akranlarına yüce bir ahlâk anlayışının etkilerini ve bu anlayışın beraberinde getirdiği gerçek özgürlüğü yansıtabilmenin yolları üzerinde düşünmeye davet edin; ve yine bu anlayış çerçevesindeki aşkın bir mutluluğun insanlığa ruhâni bir yaşamın lezzetini yeniden tattırabileceğini, onları maksatlı bir yaşama yaklaştıracağını anlatabilmenin çarelerini arayın....

4 Ağustos 1987

Eğitimini ya da uzmanlık alanını, Tanrı Emri’ne hizmet yolundaki özel bir evreye vakit ayırabileceği raddeye getirmiş bulunanlar, bu konferansların akabinde, Gençlik Heyetinin “gençlik yılı hizmet gönüllüleri ordusu” ile ilgili çağrısına yanıt verecek bir adımı atmaları mümkündür; bu tür gönüllü bir hizmet, Avrupa’da seyrini sürdürmekte olan Üç Yıllık Plan’ın ereklerine ulaşmasını hızlandıracaktır. Bu alanda hizmet veremeyecek olanlar için, kendi ülkelerinde veya dış ülkelerdeki farklı imkânların kapıları aralık durmaktadır; herkese açık duran ilk kapıda, Emrin Öğretilerini tanıtmayla ilgili fırsatlar ve hattâ bu öğretilere duyulan gereksinim çarpmaktadır göze. Karşılaştığınız her bir kimseye, kişiliğinizle, davranışlarınızla, birlik âlametleri ve amellerinizle, ve bunun yanı sıra sözlerinizle yaklaştıracağınız öğretiler, onları Emre cezbedecek ilk tılsımlar olacaktır.

17 Mayıs 1994
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:

Hz.Bahâ’u’llâh: Hz.Şevki Efendi tarafından kaleme alınmıştır – İlâhi Adaletin Doğuşu (Wilmette, III Bahâi BasımEvi 1990) sayfa 67-68

Hz.Bahâ’u’llâh: Hz.Bahâ’u’llâh’ın Yazılarından Seçmeler – Hz.Şevki Efendi tarafından derlenip tercüme edilmiştir. (Yeni düzenleme: Londra, Bahâi Basım Evi 1978) Bölüm XCIX, sayfa 199

Hz.Bahâ’u’llâh: Kitáb-ı Akdes hükmüne göre açıklanmış Hz.Bahâ’u’llâh’ın Levihleri – Derleme: Yüce Adalet Evi Araştırma Kolu – Tercüme: Habib Taherzadeh (Bahâi Dünya Merkezi’ndeki bir heyet eşliğinde – (Wilmette III: Bahâi Basım Evi 1993) sayfa 161-162

Hz.Abdû’l-Bahâ: Bazı Sorulara Cevaplar – Derleme ve Tercüme: Laura Clifford Barney – (Wilmette III: Bahâi Basım Evi 1984) sayfa 8

Nebil-i Âzam tarafından aktarılmış metinlerle Hz.Bâb: Nebil Tarihi – Bahâi Dininin İlk Yılları – Farsça’dan İngilizceye Hz.Şevki Efendi tarafından çevrilmiştir. (Londra, Bahâi Basım Evi 1932) sayfa 63-65

B
Gençliğin Vasıfları

Bahai gençlerinin birbiri ardınca her ülkede gösterdiği gelişme, 9 Yıllık Plan’ın süratle ilerlemesine yol açarken, inananlarda hayranlık uyandıracak etkiler bırakmakta. Bahai tarihinin başlangıcından bu yana, gençlerin Tanrı Emrini Beyân etme yolunda çok önemli katkıları olduğu muhakkaktır. Hz.Bâb Emrini açıkladığında henüz 25 yaşında idi; kaldı ki, diri harflerin bir çoğu daha da genç yaşlarındaydılar. Hz.Abdu’l-Bahâ, Irak ve Türkiye’de kaldığı süre içerisinde babasının hizmetindeki ağır sorumlulukları taşıdığı zaman çok genç bir insandı; en Saf Yaprak olan kardeşi ise, yaşamını Tanrı’ya adadığı o en Heybetli Zindana mahkum edildiği vakitte 22 yaşındaydı; onun sayesinde Tanrı’nın hizmetkârları ayağa kalkacak ve yeryüzünde ne var ne yoksa birliğe doğru yola çıkacaktı.... Şevki Efendi, Velilik makamına çağrıldığı zaman Oxford Üniversitesi’nde bir öğrenciydi. 10 yıllık Muhaceret sırasında, asla hatıralardan silinmeyecek ünvanlar kazanan Hz.Bahâ’u’llâh’ın cesur kahramanları da, hep genç yaştaki insanlardı. Bundan ötürü, gençliğin Tanrı’nın Emrinde verebileceği olağanüstü hizmetleri göz ardı ederek olgunlaşmalarını beklemek gibi bir hayâle kapılmamalıyız!

Bahai olsun olmasın, gençlik yılları, insanların geleceğe dair tohumlar attığı ve bu tohumların nice olacağına karar verdiği bir döneme tesadüf eder. Bu yıllardadır ki, yaşamı boyu sürdüreceği mesleğe, tamamlayacağı eğitime karar verir ve akabinde hayatını kazanmaya, evlenip kendi ailesini kurmaya doğru adım atar. Bu dönemdeki en mühim konular, aklın alabildiğine sorgulayıcı, ruhun ise, ileriki yıllarda davranışlarını biçimlendirecek olan vasıfları edinme hâli içinde bulunmasıdır. Bu etmenler, Bahai gençliğini en muhteşem imkânların, en muhteşem mücadele ve sınavların eşiğine götürecektir. Emrî Kaderin öğretilerini gerçek bir anlayış ışığında kavrama ve onları kendi akranlarına aktarabilme imkânının yanı sıra, yeryüzünü çevrelemiş bulunan baskıların üstesinden gelebilme yetisi kazanan gençler, hem kendi nesilleri hem de kendilerinden sonraki nesil için birer öncü durumuna geleceklerdir. Ve maruz kaldıkları imtihanlar sayesinde, Bahai Yazılarında değinilen yüksek ahlâki değerleri yaşamlarına aktaracak ve başkalarına daima örnek teşkil edecek kadar güçlenmiş olacaklardır. Emrin Velisi, Bahai toplumunun saflık ve istikrar üzere ayakta durabilmesi ve ilerleyebilmesi yolunda gençlerin büyük katkıları olabileceğinden bahsederken, kesinlik arz eden sözlere başvurmaktadır. Gelecek yılların yönünü tayin edecek olanlar onlardır; ve Tanrı’nın bahşettiği cevherlerin açığa çıkıp parlaması, yine onlardan dolayı gerçekleşecektir...

10 Haziran 1966

İki yıl öncesinde gönderdiğimiz son iletiden bu yana, Bahai dünyasının gençleri Emrin yolunda çok değerli ilerlemeler kaydetmişlerdir. Kaldı ki, bu gelişmelerin en ehemmiyetsiz görüneni bile, Hz.Bahâ’u’llâh’ın bayrağı altında toplanmak üzere Emre tescil olan genç kadın ve erkekleri bir araya getirmiştir. Hedefte kararlılık, iştiyak ve istikrar gösteren gençlerin, kendilerini adamış olmalarından doğan neşe, muhtelif ülkeleri tesiri altına alırken yüreklerimizi güven duygusu ile doldurmuştur.

Ağustos’un son günleri ile Eylül ayının ilk günlerine rastlayan evrede, Kutsal Topraklarda bir araya gelen ve Hz.Bahâ’u’llâh’ın kutsal kıyılara gelişinin yüzüncü yılını kutlayan yaklaşık iki bin kişiyi izlerken, gönüllü çalışan gençleri daha yakından gözlemleme fırsatı bulduk; güzel huylarla süslenmiş kişilikleri bir yana, benliklerinden yoksun bir hâlde hizmet edişleri ve sevgi dolu yardım severlikleri ile emsalsiz birer örnek olan bu gençlere, minnettarlığımızı ifade etme arzusu içindeyiz.

9 Ekim 1968

Yakın geçmişte Şiraz’da şehit düşen cesur ve metânetli gençler, şehit düşen bir peygamberin açılışını yaptığı vâzifeyi yeniden canlandırırken, asla unutulmayacak olayların genç fakat ölümsüz kahramanlarına atfedilen bir asrın gelişini de bir kez daha hatırlattılar. Güvenilir bir gençlik olan şimdiki neslin Bahâi gençliği, kaderî infazın gerçekleştiği bu topraklarda dökülen taze kanların müdafaasız kalarak, böylesi yüce bir feragâtin hayra hizmet etmemesine izin vermeyecektir. Bu musibet ve esef ile dolu saatler, Hz.Bâb’ın şehit edilişinin yıl dönümüne yaklaştığımız şu günler, Bahâi gençliğini Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emri yolundaki ivedi gereksinimlere yeniden adamaya davet etmektedir; bırakın kalplerini O’nun sevgisi ile bezeyip istikrar ve metânet üzere kalmayı arzulayacak olan ön saflardaki gençlere vaâd ettiği ihsan dolu sözleri yeniden anımsayabilsinler; Hz. Abdû’l-Bahâ’nın her birine bağladığı umudu, korkusuz birer aslan, misk kokulu bir esinti, erdem şerbetini çağlayan birer vasıta olmaları üzere sarfettiği sözleri dimağlarına yeniden çağırsınlar.. Bırakın, Sevgili Emrin Velisi tarafından öylesi güzellikle ifade edilmiş ve övülmüş bu gençliğe dair nitelikler üzerinde derin bir tefekküre dalsınlar; zirâ cüretkâr ve serüvenlere açık bir ruhu, metâneti, uyanıklık ve merakı, ilâhi teyitlerle sabitlenmiş kutsal vazifelerde yaşatan onlardır... Kutsal Eşikte ateşli bir arzu ile duâ ediyoruz; ruhâni olarak uyanmış kararlı bir gençlik ordusunun ayağa kalkarak, şu ânın gereksinimlerine yanıt verebilmesi için... ve emsalsiz kuvvetlerini hem kendi hudutlarında hem de yabancı topraklarda, daha öncesinde görülmemiş bir gayret ile, her şeyi Gözeten ve her şeye intizâr eyleyen Mevlâ’nın kaderî meselesine adayabilmeleri için... Umud edilir ki, Kaderî Emrin beşiğinde henüz şehit düşen kardeşlerinin gözler önüne serdiği meşakkâtteki bir ruhu yansıtırlar; gayretleri öyle bir yüksekliğe erişir ki, akranlarının övünç kaynağı ve İranlı inanırların tesellisi hâline gelmekle yetinmez, O’nun kadir-i mutlak elleri ile yakılan alevin her zamankinden daha ihtişamlı bir parlaklıkla yanar olduğunu ve yaşam bahşeden sıcaklık ve aydınlığının çok yakın bir gelecekte tüm kâinatı saracağını gösterecek bir süreklilik arz eder...

24 Haziran 1983

Özellikle de Sevgili Abdu’l-Bahâ tarafından gençlere atfedilen öğütlerin ve Emrin Velîsi’nin ateşleyici kuvvetteki kılavuzluğunun artık yüreklerinizde daha bir yüksek sesle yankılanacağına şüphe yoktur. Kutsal topraklarda bütün samimiyetimizle ettiğimiz duâlarda, O yücelerin sebâtla ayakta tuttuğu emelleri kendi yaşamlarınızda gerçek kılabilmeniz, hem iç hem de dış dünyanızda sizi tamamlayacak vasıfları kendinizde toplayabilmeniz, Semâvi Yazıların derinliklerinde zenginleşmeniz bir yana, bilim ve sanat alanında mükemmele doğru yaklaşma iştiyâkı içinde, ruhunuzun her şeyden bağımsız oluşu, bilgi ve irâdenizin güçlülüğü ile tanınmanızı diliyor, Hz.Abdû’l-Bahâ’nın arzulamış olduğu üzere saf, hür ve bilge kimseler arasındaki ilklerden olabilmeniz için her umudu taşıyoruz.

24 Ağustos 1984

Bırakın alelâde görüşlerden çok uzaklarda, heves içinde yapmayı arzuladıkları her şeyde mükemmelliğin zirvesine doğru tırmanabilsinler; ister okul sıraları ve avlularında, ister iş hayatlarında, bulundukları ortamın havasını yükseklere taşırken, yeni yaşamın tohumlarını serpe dursunlar...

8 Mayıs 1985

Bu konferansın katılımcılarını sevgi ile selamlıyoruz. Avrupa’daki Bahâiler, bu Emrin gücünü daha evvelinde yaşanmamış fırsatlarla ortaya koyabildiği bir evrede burada toplanmış bulunmakta; uluslar arası işbirliğinin sınırlarını aşması bir yana, topluma zerk ettiği hareketli ve yapıcı nitelikler sayesinde insanlığın tarihsel gelişimine olağanüstü katkıları olmuştur.

Avrupa Bahâi gençliği, içinde taşıdığı ve kendisini diğerlerinden farklı kılan kuvvet, canlılık ve isteklilik hâli doğrultusunda, dünya düzeni ve medeniyetin ilerlemesi yolundaki öncül birer memur vazifesini idame ettirirken, bu Emre duyulan ivedi ihtiyacı da büyük ölçüde giderebilmiş olacaklardır.

4 Ağustos 1987

Genç olmak kolay bir iş değil! İnsanın vakit ve kuvvetini celbeden sayısız çağrıdır adetâ yaşamının gidişâtını güçleştiren; bir yandan yaşadığı günün sorumlulukları ile baş ederken, bir yandan da gelecekte kendisine emânet edilecek vâzifelere hazırlanmak için çaba sarfeder. Vakit ve kuvvetinizi hangi mihver üzere ifrâz edip de muhtelif etkinliklere yeter olabileceğinizi tartarken, ebeveynleriniz, arkadaşlarınız ve Bahâi yönetim düzeni dahilindeki ilâhi kurumlarla yapacağınız meşveretlerden güç alabilirsiniz.

17 Mayıs 1994
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:

Hz.Bahâ’u’llâh: Dünya Bahâi’lerine gönderilen Yüce Adalet Evi Rızvan Mesajı’ndan.. 1982

Hz.Abdû’l-Bahâ: Bahâi Gençlik Komitesi tarafından kaleme alınmıştır – Hz.Bahâ’u’llâh’a Adanmış Bir Yaşam adlı kitaptan...(Wilmette Bahâi Basım Evi, 1985) sayfa 21

Hz.Şevki Efendi: İlâhi Adaletin Doğuşu – sayfa 18-58

C
Hizmete Çağrı
(Tebliğ ve Gelişim)

İkinci hizmet alanı, birinci hizmet alanı ile yakından ilgili olup Emrin tebliğini kapsamaktadır. Özellikle de aralarında olağanüstü açık zihinlerin ve arayış içindeki bireylerin bulunduğu ve henüz aile yaşamının beraberinde getirdiği sorumlulukları tam anlamıyla taşımayan yahut kendi ev ve iş düzeni içinde uzun yılları tecrübe etmemiş olan gençlerin tebliğ edilmesi, onların bazı kararları almasını kolaylaştıracaktır; nerede yaşamak, hangi işte çalışmak veya hangi eğitimi görmek istediğine farklı bir pencereden bakarak karar verecektir. Dünyanın geneline bir göz attığımızda, gençlerin büyük çoğunluğunu seyahat eder buluruz. Kimisi eğlence ve heyecan ararken, kimisi eğitim görmek ya da tecrübe edinmek arzusu ile çıkar yola. Emsali bulunmaz bir hazine olan Tanrı Kelâmını taşıyan Bahai genci ise, bu hareket hâlinde olma arzusunu, insanlığa hizmet yolunda dönüştürebilecek yetidedir. Böylelikle de yaşayacağı yeri, seyahat edeceği mekânları ve meslek edineceği alanı tek bir gâye etrafında odaklar ve Emre en iyi şekilde hizmet verebileceği seçeneklere yönelir.

10 Haziran 1966

İçsel yaşamlarını duâ, meditasyon (derin tefekkür hâli), hizmet ve öğretileri inceleme gibi yaklaşımlarla destekleyen Bahai gençleri, Hz.Bahâ’ullâh’ın Düzeni kadar işleyişini, edindikleri tecrübeler sayesinde özümseme fırsatı bulurlar. Konferanslar, yaz okulları ve 19 Gün Ziyâfetlerine katılmanın yanı sıra heyetlerde verecekleri hizmetler, onların Bahai meşveret anlayışlarının gelişmesini teşvik eder ve ortak insan faaliyetleri konusunda yeni atılımlara meylettirir. Meşveret, kazanılması pek de kolay olmayan bir yetidir; bencilliğin tüm izlerini silmek, yakışık almaz tutkuları bertaraf etmek ve onların yerine geniş yüreklilik, düşünce özgürlüğü, nezaket, zihin açıklığı ve çoğunluğun fikrine yürekten iştirak etme gibi vasıfların tohumları serpilmelidir. Bu bağlamda, Bahai gençliği etkin, metânetli ve gerçek meşveret ortamından doğan bir birlik kuvveti ile hareket edebilir. Böylelikle, örgüt kardeşliğinin, kapalı cemaâtlerin, muhalif rakipliğin ve gizli politikalar gütmenin yetersizliğini ortaya koyarken, bir yandan da bugünkü çağdaş yaşam adına yapılan tek yönlü etkinliklerin geçersizliğine parmak basmış olur. Gençler, bir bütün olan Bahai toplumu içinde yaşarken, yaşlı, çocuk, ebeveyn demeden, her nesli bünyesine kabul edebilen bir ortama iştirak eder; ki o bütünlük organiktir, canlıdır... birbiri içinde erimiştir... Çağdaş toplumu birbirine düşüren, akılları karıştırıp çaresizliğe sürükleyen nesiller arasındaki uçurum ve buradan doğan tezat düşünceler ve güvensizlik, Bahai toplumunun daha ileriye taşımayı red ettiği bir yanılsamadır adetâ! Dinlerin yaşam bahşeden ve dertlere deva olan özünü yansıtacak bir yaklaşımdır onlarınki!

10 Haziran 1966

Kıtalararası Müşavirler Heyeti tarafından yapılan çağrı üzere burada, Namur’da bir araya gelmiş olan sizlerin, bu atılımlara gebe olan seferberliğin ileriki aşamalarında, hâlihazırda Müşavirler ve Milli Mahfillerin belirlemiş olduğu çerçevedeki bazı sorumlulukları üstlenmeniz gerekecek. Gayretlerinizin ilhâm ile güçlenmesi, kalplerinizin birleşmesi ve heves ateşinizin daima yanması için Cemâli Mübarek’e yönelerek ettiğimiz duâ ve yakarıların sizi dört bir yandan saracağına emin olabilirsiniz. Öyle ki, bu toplantının sesi yankılar uyandırsın; ihtimamla ortaya konmuş planlar ve sarih bir şekilde belirlenmiş hedefler, yalnızca bu kıtayı değil, tüm Avrupa Bahâi Toplumunun tebliğ çalışmalarını iyiden iyiye ileriye götürecek kadar alevlendirebilsin...

Hz.Bahâ’u’llâh’ın genç ve çevik süvarilerinin, Fiesch bölgesinde yapılacak konferansa kadar olağanüstü aşamalar kaydetmiş olması umuluyorsa eğer, buradan doğacak ilhamların genişlemiş bir halkada yer alan birçok Bahâi gencini orada bir araya getireceği ve hızla seyrini sürdürmekte olan gelişim dalgasına ivme kazandırarak elektriklenmeyi güçlendireceği inancını içinde barındırdığından kaynaklanmaktadır. Bu sayede, Avrupa’daki Emri gidişâtın devrimlere uğrayacağı da şüphesizdir.

Bırakın bu canlı girişime el vermiş olanların güven içinde ileriye doğru yürüyebilsin; yollarındaki hiçbir engel onları caydırmasın; Hz.Bahâ’u’llâh’ın her şeyin üstesinden gelen yanılmaz kılavuzluğundan ötürü neşe ve emniyet ışığında ilerlesinler; bu Kılavuz, O’nun Emri yolunda atılacak her adımı metanetle destekleyecektir...

29 Mart 1971

Sizlerin, iki yıl zarfında gerçekleştirmeyi amaçladığı seferberlik adına duyduğumuz umutlara hudut çizmek mümkün değil; Sevgili Emrin Velisi tarafından değinilmiş bulunan ruhâni canlanma evresinin büyük bir uyanışa yol açmasından öte hiçbir öngörümüz yoktur... Bu vazifeyi yerine getireceğinize dair sarsılmaz bir itimâd taşıyor ve gayretlerinizin, Tanrı yoluna fedâ ettiğiniz yakarı ve özverilerin şiddeti mesâbesinde destek göreceğine duyduğumuz inancın tam olduğu konusunda sizi temin ediyoruz.

Sevgili dostlar, hararetli çabalarınız karşısında memnunluk duymanın yanı sıra, adanmışlığınızdan dolayı sizlere teşekkür ederken, Cemâl-i Mübârek’in hizmet yollarındaki gayretlerinizin daima yükselen ve çağlayan ilâhi nimetlerle, ilâhi teyitlerle mükâfatlanması için duâ ediyoruz.

16 Temmuz 1971

Avrupa kıtasında yaşayan ve kendisini Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emrinin tanınması, O’nun yasa ve ilkelerinin yükselmesi yoluna fedâ etmiş, canlılık içindeki bir grup Bahâi genci, âhenk ve birlik içinde her yaş ve sınıftan gelen diğer inanırlarla çalışmaya karar verdiklerinde, Emrin gelişimindeki devrimlere sebep olurlar. Avrupa’daki Bahâi toplumları ne denli süratle artarsa, batı medeniyetinin beşiği olan kıtanın inanırları, aynı oranda artış gösteren bir kuvvetle muhaceret edenlerin, gezici mübelliğlerin ve sermayesi ile Üçüncü Dünya ülkelerindeki hizmetleri destekleyenlerin başını çekeceklerdir.

4 Temmuz 1983

Avrupa’daki Bahâi gençliğini bekleyen bir başka alan da, henüz Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emrî ışığı ile tanışmamış kabul edebileceğimiz, bu kıtanın doğu bölgeleridir. O ülkelerde yerleşmek kolay değildir; fakat maharetle, kararlılık ve Hz.Bahâ’u’llâh’ın teyitlerine itimâd ile çıkılan muhaceretin, farklı bir bölgeye intikâlin yanı sıra, kendinden vazgeçişi, bağlılıklardan uzaklaşmayı ve yürek temizliğini gerektiren amaç ve hizmetlere yeter olabilmeyi kolaylaştıracağı muhakkaktır; bu öyle bir yürek temizliğidir ki, İran’da, Tanrı’nın kendilerine emânet buyurduğu itimâda sadâkatsizlik edip de tek bir kelime söylemektense yaşamlarını fedâ etmiş ve aralarında nice gençlerin bulunduğu şehitler mertebesindeki nurlu bir emsâli hedef bellemiştir.

Sevgi ile, en derin bir özlem ile sesleniyor ve sizleri İlâhi öğretilerin derinliklerine doğru yol almaya davet ediyoruz. Tanrı’nın Emrini ve O’nun yasalarını özümseyerek insanlığın uyanışı için ayağa kalkın!

4 Temmuz 1983

Avrupa Bahâi toplumu, yönetim kurumlarının faaliyetlerine gösterdiği sadakat ve korunması yolundaki istikrar sayesinde Teşekkül Çağı’nın güçlü bir katılımcısı olduğunu fark ettirmiştir. Bahâi toplum yaşantısına tam anlamıyla gönül verecek olan bir gençlik, bu gıpta edilesi adımları sürekli kılmayı başaracaktır. Nitekim birkaç asırdan bu yana, Emri tebliğ etme yoluna adanmış gayret tohumları, artık gençler tarafından hasadı yapılabilecek bereketli birer meyve hâline gelmiştir.

4 Ağustos 1987

Başta Bahâi gençliği olmak üzere, Avrupa’da yaşayan tüm inanırlar adına yeni bir atılım yapmanın vakti gelmiştir; her birimizin fark etmiş olduğunu düşündüğümüz yepyeni fırsatları beraberinde getiren bu evrede, Avrupa insanının Bahâi öğretilerini kucaklamaya olağanüstü açık bir hâl içinde bulunduğu aşikârdır. Bu kıtanın insanı, sükunet, âhenk ve barışın özlemi ile tutuşmaktadır ki, arzuladığı böylesi tahâmmüllü bir ortamın temellerini ancak Hz.Bahâ’u’llâh’ın Dünya Düzeni tesis edildikçe atabilecektir. Gençler, derin bir anlayış ve güçlü bir takip eşliğinde sürekliliği sağlanmış tebliğ kampanyaları sayesinde, Hz.Şevki Efendi’nin de umutla beklediği ve bir yandan toplu girişlerin bu kıtayı bereketlendirdiği, öte yandan Avrupa’da yaşanacak ruhâni bir devrimin ilk adımlarının atıldığı günün doğuşunu hızlandırabilirler.

Büyük bir iştiyâk ile Avrupa’daki Bahâi gençlerin, Altı Yıllık Plan’ın hedeflerine ulaşabilmek üzere gereken teşebbüsleri göstereceğini ve yenilenmiş bir dalga kuvvetinden doğacak adanmışlık ruhu içinde ayağa kalkacağını umud ediyoruz. Heyecân telkin edici, mücadeleye teşvik edici manzaralarla süslenmiş ufuklar, yalnızca batı Avrupa’nın değil doğusunun da gözleri önüne serilmiştir. Zirâ doğu Avrupa’da gerçekleşen sosyal değişimler, Emrin özgürce tebliğine ve kurumlarının tesis edilebilmesine fırsat tanıyacaktır. Afrika, elzem ihtiyaçlar içindedir; Avrupa’daki gençlerin onlarla görüşmesi, bu iki muhteşem kıtayı birbirine yaklaştıran tarihi bağların yenilenmesi kadar güçlenmesine yol açacaktır.

12 Temmuz 1988
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:

Hz.Bahâ’u’llâh: Hz.Şevki Efendi tarafından kaleme alınmıştır – İlâhi Adaletin Doğuşu kitabından – sayfa 69-71; 84

Hz.Bahâ’u’llâh: Hz.Bahâ’u’llâh’ın Sesi – Bölüm LXXI (sayfa 136-138); CXXVIII (sayfa 274-278)

Hz.Abdû’l-Bahâ: İlâhi Plana Dair Levihler (Wilmette Bahâi Basım Evi, 1993) sayfa 47-55

D
Özel bir Hizmet

Aralarından birçokları muhaceret etme önerisinde bulundular. Fakat akılları karıştıran bir suâl belirmişti: “Eğitimimi sürdürmeli miyim, yoksa hemen muhacerete mi gitmeliyim?” Elbette ki bu suâl, Emrin ileriye taşınmasını arzulayan ve yaşamını bu yola adamak isteyen her Bahâi gencinin aklına gelecektir. Bu soruya sabit bir yanıt verebilmekse mümkün değildir. Zirâ Sevgili Emrin Velîsi bu konuyu sorgulayan farklı bireylere farklı mektuplarla yanıt vermiştir. Çünkü her bireyin tecrübe ettiği olaylar, içinde yaşadığı ortam ve koşulların beraberinde getirdiği sonuç itibarı ile değişkenlik gösterir. Dolayısıyla da, Emre hizmet edebilmek için seçeceği en iyi ve uygun yolu belirlerken, kendi kararları doğrultusunda hareket etmelidir. Bu kararı verdiği sırada, kendisine yardımcı olabileceğini düşündüğümüz şu birkaç konuyu gözden geçirebilir:

Bahâi inancını kabul ettiği andan itibaren, her bireyin yaşamı Tanrı İnancını geliştirme yoluna adanmış olacaktır; ya da adanmalıdır... kişisel beceri ve yeteneklerin tümü, bir nehir gibi yaşamına çağlayan bu amaç uğrunda ortaya çıkmalıdır... Böylesi bir bakış ışığında vereceği kararda, eğitimine devam etmesinin onu gelecek yıllarda daha verimli hizmetler veren bir muhacir hâline getirip getirmeyeceği veyahût ivedilikle ihtiyaç duyulan muhacirlerin hâlihazırda önüne açılmış bulunan tebliğ olanaklarını değerlendirmesinin ne denli ağır basıyor olduğuna içtenlikle kanâat getirmelidir. Bu kararı verebilmek gerçekten de güçtür; çünkü muhaceret önerisine meyleden ruh açısından, yüksek öğrenim alanında kaydedeceğinden daha büyük aşamalar kaydettiği durumlarla karşılaşıldığı sıklıkla görülmektedir. Bunun yanı sıra, askerlik hizmetini verme vakti gelen bir gencin ne zaman muhaceret edebileceği, kendi doğal akışı içinde belirlenmiş olacaktır.

Kimilerinin maddi ya da manevi destek bekleyen yakınları olabilir; ya da eğitimini muhaceret ettiği bölgede sürdürme imkânı doğabilir. Bir başka ihtimâl de, düzenli eğitime arar verip muhaceret giderek, daha sonraki yıllarda olgunlaşmış bir anlayış ile o eğitim dalını tamamlamaktır. Belli bir amaca uygun düşen nitelikleri taşıyan bir insanın önünde, o özelliklerini kullanabileceği başka bir imkân yok ise, yalnızca o amaca yönelmelidir.... Aslına bakılacak olursa, muhaceret meselesi daha birkaç nesil boyunca ihtiyacı duyulacak bir meseledir; ve gelecekte de sıklıkla muhaceret gibi bir hizmet adına çağrılar doğacaktır.

Meşveret, bu noktada başvurulabilecek bir ilkedir. Bazıları, aileleri ile, milli ya da mahalli mahfilleri ve muhaceret heyeti ile meşveret etme gereksinimi içindedirler.

Sonuç itibarı ile, O’nun Emrine hizmet için ayağa kalkanların yüzü hürmetine Hz.Bahâ’u’llâh tarafından verilmiş ve yerine gelmesinde şüphe olmayan sözlerin hiç akıldan çıkmaması gerekir; ve yanı sıra yapılacak duâ ve meditasyon yardımıyla gidişâtın belirlenmesi açıklık kazanacaktır. Çok defalar, yanıta ulaşmanın başka bir yolu olmadığı gerçeği ile karşılaşılmıştır.

9 Ekim 1968

Fakat tecrübelerin ışığında gördüğümüz üzere, genç Bahâi’lerin gönüllü hizmet kuruluşlarına iştirâki konusunda, onları caydırıcı olmaya gerek yoktur. Birleşmiş Milletler Gönüllüleri, Birleşmiş Milletler Barış Kuvvetleri, Kanada Üniversitesi Denizaşırı Hizmetler ve Kanada, İngiltere, Almanya, Hollanda ve İskandinav ülkelerinde bulunan benzeri hizmet kuruluşları, Bahâi’lerin gelişim amaçlarına uygun girişimler içindedirler.

Emre hizmet konusundaki bu tür faaliyetlerin yol açtığı bazı faydalara değinmek gerektiğini düşünüyoruz. Gönüllü çalışanlar, bir yandan içinde bulundukları etkinlikten dolayı yönlenirken bir yandan da gelişmekte olan ülkeler dahilinde Bahâi toplumu tarafından gerçekleştirilen projelere iştirâk edebilecek anlayışları kazanırlar. Hizmet ettikleri yer neresi olursa olsun, bu gönüllülerin Bahâi etkinliklerine katılarak Bahâi toplumunun sağlamlaşmasına katkıda bulunabilmesine fırsat tanınmalıdır. Tebliğ ile ilgili özgürlük, o grubun başındaki kişinin yorumuna kalmıştır. Gönüllüler tebliğ yapmasa da, bulundukları ortamda birer Bahâi olarak tanınmaları ve yaptıkları iş ve hizmete Bahâi ruhu ile Bahâi anlayışı ile yaklaşmaları dahi başkalarının dikkatini çekmeye, onları Hz.Bahâ’u’llâh’ın Emrine cezbetmeye yeter bir vasıtadır. Sonuç itibarıyla, deniz aşırı hizmetler böylesi ortamları beraberinde getiriyorken gönüllülerin yaşadıkları ülkede veya gelişmekte olan başka ülkelere muhaceret etmeleri, kendi seçimlerine kalmıştır.

13 Aralık 1983

Bu umutların ötesindeki bir gereksinim de, Bahâi gençler tarafından yapılan tebliğ hizmetlerinin düzenlilik içinde seyretmesidir. Gençlerdeki yer değiştirme arzusu henüz doğal bir güdülenme mesâbesindedir; bu güdüyü aşkın bir amaca bağladığımızda, onların bu tür etkinliklere gezici mübelliğ olarak katılımı gün be gün artacak, düşünerek attıkları bir adım hâline gelecektir. Yurt içinde ya da dışında, gidilen yerde bir yandan Emri tebliğ ederken bir yandan oradaki insanların yaşam koşullarını ileriye taşıyacak etkinlikler yaratmak, gezici mübelliğin izleyebileceği yollardan biridir. Bir diğeri ise, henüz ailevi sorumlulukları yüklenmemiş gençlerin, belirli süreleri kapsayan gönüllü hizmetler vermesidir ki, yaşanılan ülkede veya dışarıda ister tebliğ alanında, isterse de gelişime yönelik alanlarda bir iki yıllık hizmetlerde bulunabilir... Sonraki nesillerin bu doğrultuda atacakları her adım, toplumu güçlendireceği gibi bâki kalacak bu toplumun temellerini sağlamlaştıracaktır. Hizmet biçimi ne olursa olsun, her vakitte, her iklim ve koşulda gençliğin faaliyetlere tam mânasıyla iştirâki sağlanmalıdır. Muhtelif meşgâle ve vâzifeleriniz konusunda sizi içtenlikle destekleyecek olan Bahâi kurumlarının, sizi yönlendirirken de, her safhada sevgi dolu yardımlarını esirgemeyeceğinden emin olabilirsiniz!

3 Ocak 1984

İncelemiş olduğunuz konular içerisindeki bir konuyu ele almamızı talep eden Yüce Adalet Evi, bugünlerde gençlerin önüne açılan muhtelif seçeneklerin akıl karıştıracak düzeydeki çeşitliliğine açıklık getirebileceğine inanıyor. Gençlere, yaşamlarının her yönünün Hz.Bahâ’u’llâh’a verilen hizmete bağlandığını ve bunun ne denli önem arz ettiğini aktarabilmek... ana babalara duyulan sevgi ve saygı; eğitimin gayesi; sağlıklı olabilmek için atılan adımlar; herhangi bir alanda meslek sahibi olmak; başkalarına karşı davranışların yanı sıra yüksek bir ahlak çerçevesi dahilinde hareket etmek; evlilik ve çocukların yetiştirilmesi; Emrin tebliği yolunda gerçekleştirilen etkinlikler; ister yalnızca 19 Gün Ziyafetlerine katılmak yâhut Kutsal Günlerin icapları üzere yaşamak suretiyle olsun, ister Emrin yönetimi dahilindeki hizmetlerin sorumluluğunu üstlenerek Bahâi toplumunu güçlendirmek; ve her gün, giderek büyüyen bir ruhâni kuvvet ve anlayışın kaynağını teşkil ettiği kadar Tanrı’ya bağlılık üzere gereksinilen Yazıları okuyup farz namazları ve duâlarla meşgul olmak... Gençlerin Bir Yıllık Gönüllü Hizmetleri, yine bu çerçevedeki özel bir hizmet kabul edilirken, Emir yoluna adanmış böylesi bir girişim kendi ruhâni ve zihinsel gelişimleri açısından eşsiz bir fırsattır. Bir Yıllık Gönüllü Hizmet, yukarıda sözü edilen yaşamsal vazifelerin bir alternatifi yâhut onlarla çelişecek bir seçenek olmaktan çok uzaklarda, emsalsiz bir hizmet ve tüm diğer vazifelerle el ele yürüyebilecek bir ayrıcalıktır; her bireyin bu fırsatı yaşamına ne şekilde uyarlayacağı, şahsi seçimlerine kalmıştır .

7 Aralık 1992

Eğitimini ya da uzmanlık alanını, Tanrı Emri’ne hizmet yolundaki özel bir evreye vakit ayırabileceği raddeye getirmiş bulunanlar, bu konferansların akabinde, Gençlik Heyetinin “gençlik yılı hizmet gönüllüleri ordusu” ile ilgili çağrısına yanıt verecek bir adımı atmaları mümkündür; bu tür gönüllü bir hizmet, Avrupa’da seyrini sürdürmekte olan Üç Yıllık Plan’ın ereklerine ulaşmasını hızlandıracaktır. Bu alanda hizmet veremeyecek olanlar için, kendi ülkelerinde veya dış ülkelerdeki farklı imkânların kapıları aralık durmaktadır; herkese açık duran ilk kapıda, Emrin Öğretilerini tanıtmayla ilgili fırsatlar ve hattâ bu öğretilere duyulan gereksinim çarpmaktadır göze. Karşılaştığınız her bir kimseye, kişiliğinizle, davranışlarınızla, birlik âlametleri ve amellerinizle, ve bunun yanı sıra sözlerinizle yaklaştıracağınız öğretiler, onları Emre cezbedecek ilk tılsımlar olacaktır.

17 Mayıs 1994
E
Fedakârlık

Yakın geçmişte Şiraz’da şehit düşen cesur ve metânetli gençler, şehit düşen bir peygamberin açılışını yaptığı vâzifeyi yeniden canlandırırken, asla unutulmayacak olayların genç fakat ölümsüz kahramanlarına atfedilen bir asrın gelişini de bir kez daha hatırlattılar. Güvenilir bir gençlik olan şimdiki neslin Bahâi gençliği, kaderî infazın gerçekleştiği bu topraklarda dökülen taze kanların müdafaasız kalarak, böylesi yüce bir feragâtin hayra hizmet etmemesine izin vermeyecektir.

24 Haziran 1983

Bu erdemleri ayakta tutabilmek adına, geçmişte döküldüğü kadar bugün de, gencinden yaşlısına nice İranlı’nın masum kanı fedâ edilmiş ve edilmektedir. Geçen yaz Şiraz’da yaşanan olayı hatırlayın; 18’den 25’e, altı genç kadının yaşam soluğu bir cellâdın ilmeği ile kesilmişti. Her biri iman yolunda ettiği bağlılık yemininden döndürülmek üzere tehdit edilmiş, fakat hiç biri O Sevgili’yi inkâra yanaşmamıştı. Ve bakın, hocalarının ve mollaların sorgularına, suistimallerine mâruz kalan ve inançlarından dolayı okullardan uzaklaştırılan onca çocuk ve gencin gösterdiği metânet hayranlık uyandırıcı... Bununla da kalmıyor; toplumlarına uygulanan dehşetli yaptırımların kısır olanaklarına karşın, gençlerin verdiği ayân hizmetlere baktığımızda, bütün kuvvetlerini ülkenin her yanındaki Bahâi kurumlarının emrine amâde ettiklerini fark ederiz. Onların ortaya koyduğu ruhâniyeti tarife kalkışsak, hiçbir sözün ihtişâmı, oradaki benliksiz ve adanmış amêllerin saflığını betimlemeye yetmeyecektir; o amêller kendi başlarına yeter bir göstergedirler... Gerçekten de yeryüzünün hiçbir yerinde, oradaki Bahâilerin inançları yolunda ödedikleri bedelin daha fazlası ödenmemiştir; ne de İran’daki cesur Bahâi gençlerinden daha istekli, daha nurlu olup fedâkarlık kâsesini taşıyacak kadar tahâmmüllü davranılmıştır... Öyleyse, İranlı akranlarınızın takdire şâyan emsâllerine tanıklık eden ve bir yandan da özgür bir hareket ortamı içinde yaşayan siz gençlerin, böylesi olağandışı bir evrenin dizginlenemez rüzgârı gibi “Bahâilerin fiîliyât meydanlarında” esmesi gerekmez mi?

3 Ocak 1984

Yüreklerimiz, Hz.Bahâ’u’llâh’ın getirdiği Düzenin ilerleyebilmesi için önümüzde açılmış bulunan ivedi imkânların çokluğundan dolayı heyecanla titriyor; kaldı ki, bereket yağdıracak yeteneklerinizi, harekete geçme iştiyâkınızı ve her şeyin ötesinde kendinizi adamak üzere duyduğunuz hevesi yaşama aktarabileceğiniz bu yol, İranlı kardeşlerinizin kahramanca amellerine ve fedâkarlıklarına görünmez bağlarla bağlanmış gibidir; kapıları ardına kadar açılmış alandaki tebliğ ve diğer hizmetler adına sarfettiğiniz tüm gayretlerin tamamlayıcısı niteliğindedir..

24 Ağustos 1984
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:

Hz.Bahâ’u’llâh: Rüzgarlar Kadar Hür adlı eserden...sayfa 18

Hz.Abdû’l-Bahâ: aynı eserde sayfa 18-19
Hz.Şevki Efendi: aynı eserde sayfa 19-20
F
Çağdaşlarımızı Cezbetmek

Buna mukabil Bahâi gençliğini olağanüstü fırsatlarla yüz yüze getiren bu ileti, kendi çağdaşlarını bataklıklardaki umutsuzluktan kurtarmak ve onlara umut sancağını yükselten En Yüce İsmin yolunu işaret etmek gibi bir imkân tanımaktadır. O hâlde düzenlediğiniz konferanslar esnâsında, sizleri mânen güçlendirecek ve hizmet alanında ortaya koyacağınız yeteneklerinize, aşkın amaç ve kuvvetinize uygun düşen bir yolda tebliğ yapabilmek üzere çareler aramalısınız.

17 Mart 1983

Ydi Yıllık Planın zirvedeki olaylarından biri, İran’da yaşanan sonu gelmez zulümlerle eş zamanlı olarak uyanan yeni bir Tebliğ anlayışıydı. Toplumun her tabakasına mensup insanların kendi kimliğini aramaya başlaması, bunu açıklıkla itiraf etmeseler de yaşamlarının mânevi anlamını keşfetme arzusundan doğmaktaydı. Bunların başını çekenlerse gençlerdir. Böylesi bir bilgi, yalnızca Bahâi girişimlerini destekleyecek verimli kapıları açmakla kalmamıştır; Bahâi gençlerine farklı sorumluluklar yükleyerek Emri tebliğ ederken erdemleri kendi yaşamlarında yansıtabilme ve akranlarının ruhâni yakarışlarını yanıtlarken gerçek bir örnek teşkil etme gayreti ile yakınlaştırmıştır.

3 Ocak 1984

Karanlıklar içinden çıkıp da giderek artan sorumlulukları beraberinde getirerek ilerleyen Emrin hâlihazırdaki gereksinimlerine yanıt verebilecek bir gençliğin, kucaklamış bulunduğu bu yepyeni Zuhurun değiştirici gücünü belli ölçüde yansıtabilmesi, ona bağışlanan kaçınılmaz bir görev mesabesindedir. Aksi takdirde, Hz.Bahâ’u’llâh’ın beyânlarını zahir edecek hangi emsaller, bu beyanların tartışılmasını mümkün kılabilir? O’nun iyileştirici öğretileri nasıl olup da endişeli bir insanlık tarafından farkedilir hâle gelir; eğer ki her toplumun en hareketli, en esnek ve gelecek vaâd eden gençleri üzerinde kayda değer etkiler yaratmaz ise...

8 Mayıs 1985

Sizler, muhtelif arazlarla sarsılmakta olan farklı ülkelerden gelerek toplandınız bir araya: ekolojik, politik, sosyal, düşünsel ve her şeyden önemlisi ahlakî ve ruhâni sorunların yaşadığı bir çok değişik ülkenin insanlarısınız. Her biriniz, çağdaşlarınızın feryât figân içinde çareler aradığını fark etmiş, onların öngörüsünü perdeleyen şeytâni engellerden bir an evvel kurtulmak için, yazık ki sıklıkla ortalığı yakıp yıkacak çözüm yollarına saptıklarını gözlemlemiş olmalısınız! Bazılarının ise umutsuzluk içinde yâhut küskün bir hâlde her şeyden vazgeçtiğini görebilirsiniz. Fakat sizler, bu derdin devasını bilenlersiniz; öngörü sahibi olan ve kılavuzlanmakta olanlarsınız; öylesi bir ruhâni güç ile müşerref kılındınız ki, her türlü felaketin üstesinden gelebilecek ve Avrupa’nın gençlerine yeni bir yaşamın esintilerini yaklaştıracak imkanlarla çevrilisiniz...

17 Mayıs 1994
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:
Hz.Şevki Efendi: İlâhi Adaletin Doğuşu – sayfa 58

Hz.Şevki Efendi: Rüzgarlar Kadar Hür adlı eserden – sayfa 99

G

Bahâi Öğretilerinin Çağdaş Düşünce ile Bağdaştırılması

Okulda veya üniversitede okuyan Bahai gençleri, ele alınan konularda öğretmenlerinden daha derin bir görüş içinde olduklarını fark ederek, sıklıkla mahcubiyet hissedebilirler. Çünkü Hz.Bahâ’u’llâh’ın öğretileri, insan yaşamı ve bilime dair öylesi geniş bir alana ışık saçmaktadır ki, Bahai gencinin çok erken yaşlardan itibaren, kendisine verilen bilgiyi körü körüne kabul etmektense o bilgiyi tartabilmeyi öğrenmesi kaçınılmazdır. Bir Bahai, çeşitli sorunlar karşısında araştırıcı bir ışık gibi parlayan İlahî Beyânlar sayesinde, çağdaş bilim adamlarını hayrete sevk edecek kadar derin görüşlere sahiptir. Bu nedenden ötürü, etrafındaki her insandan bir şeyler öğrenme yetisini geliştirmesi gereken Bahailer, öğretmenlerine karşı olağanüstü alçakgönüllü davranmalı, fakat duyduğu her şeyi öğretilerin terazisinde tartmayı da ihmal etmemelidir. Nitekim, o terazinin kefelerinde, insanlığın içine düştüğü yanılgılar ile altın değerindeki bilgiler birbirinden ayrılacaktır.

10 Haziran 1966

Artış gösteren tebliğ imkânlarına yeter olabilmek üzere, Avrupa Bahâileri, bütün insanların gereksinimleri ve hâlihazırdaki düşünceleri ile bağdaşacak tebliğlere yönelirken çok daha büyük gayretler içine girmelidirler. Böylelikle, bugünün toplumunu etkisi altına almış bulunan sayısız hastalığı giderecek tek çarenin Bahâi Beyanları olduğunu ortaya koymalıdırlar.

4 Ağustos 1987
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:

Hz.Bahâ’u’llâh’ın Sesi – Bölüm XVI (sayfa 38-40) , XXXIV (sayfa 77-81) , CXX (sayfa 253-4)

Hz.Şevki Efendi: Yeni Bir Dünya Düzeninin Gâyesi – Hz.Bahâ’u’llâh’ın Dünya Düzeni adlı eserden.. Seçilmiş Mektuplar (Wilmette III Bahâi Basım Evi 1991) sayfa 29-48

Hz.Şevki Efendi: Geleceğinizi Biçimlendirmek adlı kitaptan – sayfa 25

Hz. Şevki Efendi tarafından yazılmış mektuptan – Eşsiz İnci (Ruhiye Rabbani) adlı eserden alınmıştır (Londra, Bahâi Basımevi 1969) sayfa 212-213

Yüce Umumi Adalet Evi: Bahâi İlminin Mücadelesi ve Vaâd Ettikleri – Bahâi Dünyası adlı kitaptan – Yüce Umumi Adalet Evi’nin danışmanlığı altında hazırlanan Uluslar arası Kayıtlar... Cilt: XVII (Bahâi Devri 133, 134 ve 135; 1976-1979) – Hayfa Dünya Merkezi 1981- sayfa 195-196

H
Dünya Şartları
(Uyum ve Uyumsuzluk)

On ilâ yirmi ve üzeri yaşlardaki gençler, özel bir mücadele ile karşı karşıya olup insanlık tarihinde eşi bulunmayan fırsatların eşiğindedirler. Sevgili Emrin Velisi tarafından hararetle tasvir edilen On Yıllık Muhaceret sürecinin onda dokuzuna tekabül eden bir evrede, İsm-i Azâm’ın toplumu kâinatın engin toprak ve adalarına ışıyan bir ışık gibi yayılmıştır; insan gücü ve kaynaklarının muhtelif biçimlerde açılımına ve insanların kitleler hâlinde Tanrı’nın Emri’ne giriş yaptığına tanık olmuş, Hz.Bahâ’u’llâh’ın Yönetim Düzeni ile ilgili yapının tamamlanmasına iştirak etmiştir. Yeryüzünde suretleri görünmeye başlayan Emir, yine aynı sürecin açılış yılları kabul edilen ilk on yılındaki tesisinden bu yana, serpilmesini önleyen karanlıkların içinden çıkıp miyâdı dolmuş ilkelerden dolayı yanılsama içine sürüklenen bir toplumun mücadelesini desteklemek ve düzensizliğe sevk olmuş bir insanlığın peşi sıra gelen sorunların çözümüne açıklık getirmek üzere yükselmeye meyletmiştir. Bugün henüz genç denecek yaşta olan Bahai’ler, dünyadaki koşulların ve Bahai Emri’nin o koşullar içindeki yerinin olağanüstü değiştiğini fark edecektir ki, bu asrın geçiş aşamasındaki çok hassas bir evreye girilmek üzeredir.

10 Haziran 1966

Tarihsel gelişim,sizlerin nesline öncesinde tahayyül edilemeyecek fırsat ve teşvikleri beraberinde getirmiştir. Eski dünya düzeninin gençler tarafından red edilişi, Bahâi olmayanlar kadar Bahâi olanları da etkisi altına almaktadır. Bahâi olmayan çağdaşlarınızdan ayrıldığınız nokta ise, sizlerin bu eski düzenin yerine koyabileceği yeni bir düzen ile yüz yüze bulunmanızdır ki, o da Hz.Bahâ’u’llâh’ın Yeni Dünya Düzeni’dir....

Bahâi gençliğinin evrimle birlikte gelen mücadeleye yeter olabildiğini daha öncesinde teyit etmiştik. Avrupa Kıtası dahilinde bir seferberliğe hazırlandığınız şu dönemde, Hz.Bahâ’u’llâh’ın amaç ve amaca ulaşmadaki yol yordamını daha derinden kavramaya davet ediyoruz. Bu amacı daha yakından tanıdıkça daha büyük zaferlerin gerçekleşmesine öncülük edecek olan Avrupa, tarihsel olayların batınî çerçevesindeki birçok şeyi gölgede bırakacak azameti ile, olağanüstü ruhâni bir evrenin yeniden canlanmasının eşiğindedir.

16 Temmuz 1971

Tarihsel geçişlerin yaşandığı ve buradan doğan çalkantılı olayların giderek yoğunluk kazandığı olağanüstü hassas bir evrede toplanmış bulunuyorsunuz. Emrin içinde dahî, İran’daki kardeşlerimize uzun yıllar boyu sıkıntılı günler yaşatan ve seferberliklerin zâlimce engellenmeye çalışıldığı, emsâli görülmemiş olayların yanı sıra yankılar uyandıran ve yedi yıllık plân dahilinde kendisini Umumi Adalet Evi’nin daimi ikâmetgâhı’na kavuşması olarak gösteren zafer, onların çektiği sıkıntıların meyvesidir. İnsanlık âlemi, Hz.Bahâ’u’llâh’ın “Birlik” adına yaptığı ihbarlara her gün bir nebze daha saygı ile yaklaşmaktadır. Uzak veya yakın, dört bir yandan yükselen feryâdlar barış özlemi ile tutuşurken, sayıları giderek artan bu insanlar O’nun yaşam bahşeden iletisine duyarsız kaldıkları için umuttan yoksundurlar.

17 Mart 1983

Gençlerin, ilâhi Yazıları düzenli biçimde tetkik etmesi, yüksek önem arz etmektedir. Zirâ Sevgili Emrin Velîsi, bugünün evrensel dünyasını mayalayan iniş ve çıkışlara sebebiyet vermekle kalmayıp insanlık âlemini ihtişâmlı kaderine ulaştıracak olan güçlere dair derin bir anlayışın kazanılmasını arzu etmektedir.

4 Ağustos 1987

Sizler, muhtelif arazlarla sarsılmakta olan farklı ülkelerden gelerek toplandınız bir araya: ekolojik, politik, sosyal, düşünsel ve her şeyden önemlisi ahlakî ve ruhâni sorunların yaşadığı bir çok değişik ülkenin insanlarısınız. Her biriniz, çağdaşlarınızın feryât figân içinde çareler aradığını fark etmiş, onların öngörüsünü perdeleyen şeytâni engellerden bir an evvel kurtulmak için, yazık ki sıklıkla ortalığı yakıp yıkacak çözüm yollarına saptıklarını gözlemlemiş olmalısınız! Bazılarının ise umutsuzluk içinde yâhut küskün bir hâlde her şeyden vazgeçtiğini görebilirsiniz. Fakat sizler, bu derdin devasını bilenlersiniz; öngörü sahibi olan ve kılavuzlanmakta olanlarsınız; öylesi bir ruhâni güç ile müşerref kılındınız ki, her türlü felaketin üstesinden gelebilecek ve Avrupa’nın gençlerine yeni bir yaşamın esintilerini yaklaştıracak imkanlarla çevrilisiniz...

17 Mayıs 1994
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:

Hz.Bahâ’u’llâh’ın Sesi: Bölüm IV – sayfa 6-7; LXX – sayfa 135-136

Hz.Şevki Efendi: Yeni Bir Dünya Düzeninin Gâyesi – Dünya Düzeni adlı eserden – sayfa 29-48

I
Toplumu Biçimlendirmek

Bu neslin Bahâi gençliği, emsali görülmemiş bir evrede yaşamanın ayrıcalığı içindedir; tarihteki kuvvetlerin tırmanışa geçtiği, olağan dışı değişimlerin hızla vukû bulduğu bir zamanda; insanların küçük barışa tanık olduğu ve Tanrı Emrinin, insan toplumunun yeniden yapılanması sırasında giderek önem kazandığı bir evrede... Önümüzdeki yıllarda Emrin zirvesinde ve şu anda tahâyyül edilmesi güç şart ve gelişmelerin karşısında duracak olan sizlersiniz....

4 Temmuz 1983

Böylesi beklentiler, bizleri de envâi imkân ile karşı karşıya getirmektedir. Bütünlüğe ulaşmamış da olsa, bizleri bekleyen fırsatları görebilmek için Kutsal Yazılarımızın ışığında tefekkür etmemiz yeterlidir; beş asırlık İlâhi Planın süratle ilerleyişiyle birlikte tezâhür eden elverişli koşullar, İran’da yaşanan ruhâni faciânın sözle ifade edilmemiş güçleri açığa çıkarması ve yirminci yüzyılın sonuna yaklaşıldığı sırada yoğunlaşan farkındalığın doğurduğu yaratıcı güç... bu doğrultuda baktığımız vakit, gelecek asrın toplumlarını biçimlendirmeye yönelik katkıların kendi içimizdeki güce bağlı olarak yaşama aktarılabileceğini anlayabiliriz; zirâ gençlik dünyayı yerinden oynatabilecek kuvvettedir...

3 Ocak 1984

Bu dönem itibarı ile milli ve bölgesel toplumlar dahilinde etkinliklere iştirâk eden yahût farklı ülkelerdeki akranları ile işbirliği içine giren gençleri tebrik ediyor, ruhâni vasıflarıyla birlikte faydalı yönlerini arttırma yolundaki gayretlerini biteviye sürdürmeye davet ediyoruz. Böyle yapacak olurlarsa, yüksek zihniyetleri ışığındaki meyilleri, dünyadaki gelişmelerin gidişât ve mevzuâtına yansıyacak, barış dolu çağdaş bir yaşamı destekleyici olacaktır.

8 Mayıs 1985

Avrupa Bahâi gençliği, içinde taşıdığı ve kendisini diğerlerinden farklı kılan kuvvet, canlılık ve isteklilik hâli doğrultusunda, dünya düzeni ve medeniyetin ilerlemesi yolundaki öncül birer memur vazifesini idame ettirirken, bu Emre duyulan ivedi ihtiyacı da büyük ölçüde giderebilmiş olacaklardır.

4 Ağustos 1987
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:

Hz.Abdû’l-Bahâ: Hz.Abdû’l-Bahâ’nın Yazılarından Seçmeler – Yüce Adalet Evi Araştırma Kolu tarafından derlenmiş, Bahâi Dünya Merkezi dahilindeki bir Heyet ve Marzieh Gail tarafından tercüme edilmiştir (Hayfa Bahâi Dünya Merkezi 1982), bölüm 15, sayfa 29-32

Hz.Şevki Efendi: Dünya Medeniyetinin Serpilişi – Dünya Düzeni – sayfa 161-206

J
Araştırma Alanları

Okulda veya üniversitede okuyan Bahai gençleri, ele alınan konularda öğretmenlerinden daha derin bir görüş içinde olduklarını fark ederek, sıklıkla mahcubiyet hissedebilirler. Çünkü Hz.Bahâ’u’llâh’ın öğretileri, insan yaşamı ve bilime dair öylesi geniş bir alana ışık saçmaktadır ki, Bahai gencinin çok erken yaşlardan itibaren, kendisine verilen bilgiyi körü körüne kabul etmektense o bilgiyi tartabilmeyi öğrenmesi kaçınılmazdır. Bir Bahai, çeşitli sorunlar karşısında araştırıcı bir ışık gibi parlayan İlahî Beyânlar sayesinde, çağdaş bilim adamlarını hayrete sevk edecek kadar derin görüşlere sahiptir. Bu nedenden ötürü, etrafındaki her insandan bir şeyler öğrenme yetisini geliştirmesi gereken Bahailer, öğretmenlerine karşı olağanüstü alçakgönüllü davranmalı, fakat duyduğu her şeyi öğretilerin terazisinde tartmayı da ihmal etmemelidir. Nitekim, o terazinin kefelerinde, insanlığın içine düştüğü yanılgılar ile altın değerindeki bilgiler birbirinden ayrılacaktır.

10 Haziran 1966

Eğitimlerine yön vermek üzere olan gençlerin dikkati nazara alabileceği konular arasında eğitim, kırsal gelişim, ziraât, ekonomi, teknoloji, sağlık, radyo ve benzeri alanlardaki yetenek ve becerilerini geliştirecek uzmanlık dallarını saymak mümkün. Böylelikle, gelişmekte olan Üçüncü Dünya ülkelerindeki acil ihtiyaçlara yönelirken, ister eğitimine ara vermek suretiyle isterse gezici mübelliğ ya da başka alanlardaki faaliyetler aracılığı ile hizmet verebilecektir.

4 Temmuz 1983

Bırakın, onları bekleyen mücadeleyi emniyet içinde karşılasınlar; böylesi bir bütünlük ve bu bütünlüğün içinden doğan insâniyet, azim ve sevgi ile bezenmiş bir hizmet ruhu; tüm bu özellikleriyle birlikte mesleki uzmanlık alanlarının, ticâri, sanatsal ve insanlığı ileriye taşıyacak her türlü zanaatin en ön saflarına doğru ilerleyebilsin bugünün gençleri; ki insanlık âleminin gayretleri ile aşama kaydeden tüm alanlar, Emrin ruhundan hâsıl olan nurlarla aydınlansın... İletişim çağının ilerleyen teknolojisi ve birleştirici unsurların baki kalabilmesi için, geçmişin atılımlarını geleceğe taşıyacak olan onlardır; miras alacakları dünya adına gerçekleştirecekleri ve hazırlık bağlamındaki her bir girişim, toplumun işleyişindeki bir değişimi beraberinde getirecektir.

8 Mayıs 1985
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:

Hz.Bahâ’u’llâh’ın Levihleri – sayfa 51-52; 168-169

Hz.Abdû’l-Bahâ: İlâhi Medeniyetin Sırrı – Marzieh Gail tarafından çevrilmiştir (Wilmette III Bahâi Basımevi 1994) sayfa 2-3

Hz.Abdû’l-Bahâ: Seçilmiş Yazılar – Bölüm 126, sayfa 144-145

Hz.Abdû’l-Bahâ: Paris Konuşmaları – 1911 yılında Hz.Abdû’l-Bahâ tarafından yapılan hitab konuşmaları – 12. Baskı (Londra Bahâi Basımevi 1995) sayfa 32-34

Hz.Şevki Efendi: Shahriar Razavi tarafından Geleceğinizi Biçimlendirmek adlı eserde anlatılmış ve derlenmiştir – Çalışma, Araştırma ve Hizmete Dair Bahâi Yazılarından Seçmeler (Londra: Bahâi Milli Gençlik Komitesi/ İngiltere Birleşik Kraliyet Milli Ruhâni Mahfili) sayfa 25-26

K
Yetişkinlik Yaşantısına Hazırlık

Gençlerin üçüncü hizmet alanında, sonraki yıllara hazırlık konusu ile karşılaşıyoruz. Bahailerin çocuklarını eğitmeleri, onların üzerindeki vazifelerden biridir. Aynı bağlamda çocukların da, kendilerine sunulan sanat ve bilim dallarında yahut ticaret alanında kendilerini geliştirmeleri, onların sorumluluğu dahilindedir. Bu sayede yaşamlarını idame ettirecek kadar gelir sahibi olmakla kalmaz, ailelerini destekleme yoluna gidebilirler. Bu bir Bahai genci için Tanrı’ya hizmet, Emri tebliğ edebilme vasıtası ve muhaceret vesilesidir. Zirâ Bahai toplumu, farklı yeteneklerini geliştirmiş bulunan bireylerin ihtiyacı içine girecektir. Katılım arttıkça, toplumsal yaşam adına yapılan faaliyetler de muhtelif alanlara yayılacak; eğer ki Bahai gençleri, kendi özlerindeki yetenekleri insanlığa ve Tanrı’nın Kaderî Emrine hizmet yolunda geliştirecek olurlarsa, ister çiftçi, ister öğretmen, doktor, sanatçı yahut müzisyen, önlerine açılan türlü imkânları değerlendirirken ellerinden gelenin en iyisini ortaya koyacaklardır.

10 Haziran 1966
Bu konu ile ilgili okunabilecek diğer kaynaklar:

Geleceğinizi Biçimlendirmek adlı eserde Yüce Umumi Adalet Evi tarafından kaleme alınmış Hz.Bahâ’u’llâh, Hz.Abdû’l-Bahâ ve Hz. Şevki Efendi ile ilgili yazılardan .... sayfa 1-16

Bu Neslin Vazifesi

Yüce Umumi Adalet Evi tarafından Bahâi gençliğine gönderilen iletiler....

Bu neslin Bahâi gençliği, emsali görülmemiş bir evrede yaşamanın ayrıcalığı içindedir; tarihteki kuvvetlerin tırmanışa geçtiği, olağan dışı değişimlerin hızla vukû bulduğu ve insanların küçük barışa tanık olduğu bir zamanda...

Bahâi gençliği, asrımızın ihtiyaçlarına yeter olabilme yolundaki hangi adımları atabileceği konusunda, kendisine tavsiyelerde bulunan Yüce Adalet Evi’nin sayısız iletileri ile bahşolunmuştur. İlk kez bir araya getirilip basılan bu derlemenin amacı, ruhâni bağlamdaki kılavuz öğretilerin daha düzenli biçimde incelenebilmesidir. Bu iletiler, sözü edilen esaslı konularda çok daha derin bir anlayışa kavuşan Bahâi gençliğini, her nerede olursa olsun gelecekle ilgili planlarında ve alacağı kararlarda destekleyecek ve bu neslin vâzifesi çerçevesindeki kendi öngörüsünü geliştirmesine yardımcı olacaktır...


Table of Contents: Albanian :Arabic :Belarusian :Bulgarian :Chinese_Simplified :Chinese_Traditional :Danish :Dutch :English :French :German :Hungarian :Italian :Japanese :Korean :Latvian :Norwegian :Persian :Polish :Portuguese :Romanian :Russian :Spanish :Swedish :Turkish :Ukrainian :