Announcing: BahaiPrayers.net


More Books by Telif Eserler

Abdulbahanin Yazilarindan Secmeler
Akdes Kitabinin Bahai Literatüründeki Yeri
Emre Toplu Giris
Gelecegi Kim Yaziyor
Hayati Yasamak
Hz.Bahaullah
Ikinci Dogum
Insan Ruhu ve Ruhun Ölümsüzlügü
Insanligin Refahi
Makalat
Molla Hüseyin
Ortak Bir Din
Tanri Gülmeyi Sever
Vaat Edilen Dünya Barisi
Free Interfaith Software

Web - Windows - iPhone








Telif Eserler : Akdes Kitabinin Bahai Literatüründeki Yeri
AKDES KİTABI
Bahai Literatüründeki Yeri

1992, Hz. Bahaullah'ın vefatının yüzüncü yıldönümüdür. Hz. Bahaullah'ın kurduğu Din, geçen yüz yıl içinde, Orta Doğu'da az bilinen bir akımdan, dünyaya en geniş bir biçimde yayılan ikinci bağımsız din konumuna gelmiştir*. Hemen hemen her ırk ve kabileden insanları içeren Bahai toplumu, bunu yaparken birliğini de koruyabildiği için, büyük bir olasılıkla bugün gezegende en çeşitli ve düzenli bir insan topluluğunu temsil etmektedir.

Yüzüncü yıldönümü, Hz. Bahaullah'ın en önemli eseri olan Akdes Kitábı'nın (En Kutsal Kitap) ilk resmi İngilizce baskısının yayınlanmasına aynı zamana rastlamaktadır. Kendisini tamamlayan ve açıklayan eserlerin çekirdeğini oluşturan Akdes Kitábı, ilk kez olarak Hz. Bahaullah'ın sağlığında ve özgün dili Arapça'da basılmıştır. Bahai toplumu dünyanın her yerinde oluşurken, Akdes Kitábı'nın hükümleri de o toplumun biçimini ve gelişimini, Hz. Bahaullah'ın oğlu Hz. Abdülbaha ve onun torunu Hz. Şevki Efendi tarafından verilen görüşlerle belirledi. Hz. Abdülbaha ve Hz. Şevki Efendi, Hz. Bahaullah'ın yetkisiyle ve mesajının yorumcuları olarak atanmışlardı.

Kitábın yeni baskısına, Hz. Bahaullah'ın kendi açıklamalarına ve iki yorumcusunun eserlerine dayanarak çok sayıda açıklayıcı notlar eklenmiştir. Kitábın diğer dillere çevirisi kısa zamanda gerçekleştirilecektir.

İNSANLIĞIN REŞİT OLUŞU

Bahai toplumunun büyümesi, Kurucu'sunun öğretilerini sürekli genişleyen bir kamuoyunun dikkatine getirmiştir. Bu konuların en sık sözü edilenleri insan ırkının birliği, cinsiyetlerin eşitliği ve inanç ve mantık arasındaki uyumdur. Tüm dinlerin temel birliği ve onları esinleyen Peygamberlerin ortak amacı gibi kavramlar, belki de özellikle bilinen öğretilerdir.

Hz. Bahaullah'ın evrimsel süreç konusundaki öğretileri, Akdes Kitábı'nın amacının anlaşılması için yararlı bir çerçeve çizmektedir. Hz. Bahaullah'ın tanımına göre insan ırkı ne ilkel bir örnekten gelmiştir, ne de sos-yo-ekonomik güçlerin bir ürünüdür. Evrimin okbaşı olan insan bilincinin içinde, özü hiçbir zaman bilinemeyecek bir Uluhiyet'in özelliklerinin tümü gizli bulunmaktadır.

Hz. Bahaullah bu kapasitelerin gelişimlerini, esas olarak, o nihai Gerçek'in tarih boyunca ardarda müdahaleleriyle sağlanan itici güce borçlu olduklarını bilmemizi istemektedir. Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. Zerdüşt, Hz. Buda, Hz. İsa ve Hz. Muhammed gibi üstün şahsiyetlerin görevlerini düşünürsek, İlahi Vahiy sürekli tekrarlanan bir olgudur. Başlangıcı veya sonu olmadan, evrimsel düzenin ayrılmaz bir özelliği ve insan doğasının uygarlaşmasının en büyük nedenidir.

Hz. Bahaullah'ın eserlerine göre insanlık, gelişiminin tüm panoramasını kesintisiz bir olgu olarak görebileceği ergenlik yaşına bugün girmektedir. Dünya insanları için olgunluğun kanıtı, tek bir ırk olduklarını kabul etmek ve evrensel uygarlığın temellerini birlikte atmaktır. Bu bilinci tüm dünyada uyandıran etki, kutsal kitapların tümü tarafından vaat edilen ev-

Evrensel Tanrı Dini'dir. Hz. Bahaullah, yazılı tarihin başlangıcına kadar uzanan İlahi Elçiler gibi, o Din'in Sözcü'sü olarak konuşmuştur.

İnsanlığın ortak olgunluk çağı için Akdes Kitábı'nda sağlanan ilahi kılavuzluk, sosyal adalet ilkeleriyle düzenlenen evrensel bir uluslar topluluğunu yaratabilecek yasalar, kurallar ve kurumlar sistemine sahiptir.

Kitábın son sayfaları şöyle diyor: "Bu Kitap, Ölümsüz olanın dünyaya Işığı ve dünya insanları arasında O'nun doğru ve sapmayan Yolu'dur. Söyle: Eğer anlayanlardan olsaydınız, bu Kitap İlahi bilginin Kaynağıdır; ve eğer kavrayanlardan olsaydınız, bu Kitap Tanrı emirlerinin Doğduğu yerdir."

EVRENSEL DEĞERLERİN TEMELLERİ

Akdes Kitábı, Aydınlanma Çağı'nın dini nihai ahlak otoritesi olarak reddetmesinden bu yana, alternatif bir dayanak arayışına acil bir biçimde giren bir dünyada ortaya çıkmıştır. Bu çabanın başarısızlığa uğradığı bugün görülmektedir. Evrensel bir toplumun ihtiyaç duyduğu değerler sisteminin kurulması için gerekli temeli ne Marksist determinizm, ne de duruma göre veya görüş birliğiyle konulan ahlak ölçütlerine gösterilen popüler inanç sağlamaktadır.

Hz. Bahaullah, ahlak yaşamını yöneten tek otorite olarak Tanrının egemenliğini bir kez daha ilan etmektedir. Tanrı vardır; Her şeyin Kaynağıdır; insan doğasının uygarlaşmasını sağlayan yasaları ve ilkeleri Elçileri aracılığı ile açıklamaktadır. Bu nedenle, bireyin özgürlüğü sadece yaşadığı doğal dünyanın değil, onu aşan ve ondan üstün olan ruhani bir evrenin sınırlamalarına da bağlıdır. "Tanrının yasalarına ve emirlerine sarılınız, boş kuruntu ve beyhude düşleri takip ederek, Tanrı tarafından konulan ölçütleri unutup, kendi belirledikleri ölçütlere uyanlardan olmayınız" diye öğütlüyor Akdes Kitábı.

Tüm eski toplumların kurulmasında yararlanılan temel değerler, tek bir ülke boyutuna inen bir gezegenin ve büyük ölçüde artan mantık ve algılama güçlerinin bilincine varan bir insan ırkının gereksinimlerini karşılamak üzere Akdes Kitábı'nda yeniden düzenlenmiştir. Amacı, insan bilincini kültürel olarak şartlanmış tepki kalıplarından kurtarmak ve evrensel uygarlığın ortaya çıkışını sağlamak olan yeni yasalar ve kavramlar açıklanmıştır.

Akdes, belirli bir düzen içinde yazılmış bir yasalar kitabı değildir. Bireysel yaşamın veya toplumsal uygulamaların ayrıntılarına ilişkin kılavuzluk, okuyucuyu insanın doğası ve amacı konusunda yeni bir anlayışa davet eden pasajlarda verilmiştir. Kitábın ilk çevirisine girişen ondokuzuncu yüzyıl Rus alimi Evgenii Eduardovich Bertels, Hz. Bahaullah'ın kalemini, bazen göklerin yüceliklerinde uçan, bazen de günlük yaşamın en basit konularına dokunmak üzere alçalan bir kuşa benzetmektedir.

Kitábın hükümleri, estetik, silah kontrolü, temizlik, ceza hukuku ve uluslararası yardımcı bir dile olan gereksinim gibi çok değişik konulan kapsamaktadır. İnsanın dinsel törenlere olan dinmeyen eğilimi kişisel yaşamın bazı alanlarına yöneltilmiştir. Daha önceki dinsel geleneklerden miras alınan çeşitli yasaklar kaldırılmış ve profesyonel din adamlarının oluşmaması için kapı sıkıca kapatılmıştır. Ancak, Akdes'te sözü edilen temel konular, adalet, yönetim, hukuk, özgürlük, inanç, eğitim, aile ve uygarlığın ilerlemesi gibi, Hz. Bahaullah'ın tüm eserlerinin ve günümüz toplumunun en önemli ilgi alanlarıdır

ADALET

İnsan ırkı, barbarlık döneminde başlayan ve çağlar boyu süren uzun yolculuğunda, tüm büyük dinlerin kutsal yazılarındaki vaat ile, yani adalet çağının bir gün geleceği vaadiyle güç bulmuştur. Hz. Bahaullah'ın eserlerinin özü, o günün şafağına tanık olduğumuzdur. Dünya insanları sıkıntı ve acılar geçirerek çağdışı alışkanlık ve tutumlardan arınmakta, ortak yaşamlarının sağladığı olasılıkların bilincine varmaktadır. İnsanlık, hem kendi birliğini hem de sevecen ve hatasız Yaratıcı'nın nihai adaletine olan bağlılığını kabul etmek üzere hazırlanmaktadır.

Hz. Bahaullah'a göre adalet, evrensel uygarlığın temel taşı olacaktır. Gezegenin çeşitli insanlarının ve toplumlarının birleşmesi için esas araçtır. "Adaletin amacı, insanlar arasında birliğin oluşmasıdır" diyor Hz. Bahaullah'ın yazıları.

İnsanları birbirleriyle olan kişisel ilişkilerinde seçkin kılması gereken nitelikler arasında sevgi, merhamet ve affedicilik bulunmaktadır; bu gibi niteliklerin insan doğasında giderek geliştirilmesi, İlahi İrade'nin birbiri ardına açıklanmasının temel amaçlarından birisidir. Ancak, bu niteliklerin" insan yaşamının seçkin özellikleri olarak gelişmesi için, toplumun her, üyesi ve toplumu oluşturan her grup, herkese eşit olarak uygulanan ölçütlerle korunduğundan emin olmalıdır.

Akdes Kitábı'nda ilan edilen kavramlar, yasalar ve ilkelerin, bu güvencenin ruhani temelini oluşturması amaçlanmıştır. Kendi ifadesiyle. Kitap, "Tanrı Elinin tuttuğu ve yerde ve gökte olan herkesin tartıldığı yanılmaz Terazi'dir... Onunladır ki, fakir zenginleşmiş, alim aydınlanmış ve arayıcılar Tanrının huzuruna yükselebilmişlerdir."

YÖNETİM

Akdes Kitábı, Hz. Bahaullah'ın eserlerinde birkaç yerde ifade edilerek desteklenen, demokratik ve anayasal yönetim ilkesini yinelemektedir. Kitábın hükümleri, Devleti Tanrının kulu ve toplumun tüm üyelerinin haklarını güvence altına alan bir araç olarak görmektedir.

Kitábın bazı bölümleri ondokuzuncu yüzyıl hükümdarlarından söz etmektedir. İnsan toplumunu yönetenler, kontrol edemeyecekleri tarihsel süreçler nedeniyle, Tanrının, kullandıkları güçlerin sorumluluğunu taşıyan' "köleler"i olduklarını kabul etmeye zorlanacakları konusunda uyarılmışlardır.

Bu pasajlar, bu hükümdarlara hitaben yazılan eserlerin tümü incelendiğinde daha iyi değerlendirilebilir. Hz. Bahaullah bu eserlerde, her ülkenin gerçek "hazine"sinin, o ülkenin insanları olduğunu iddia etmektedir. Hükümetler, "size başvurana adaletle davranınız" diye uyarılmakta; "fakirler aranızda Tanrının emanetidir" diye hatırlatılmakta; kamu vergilerinin giderek artan yükünün "tamamen ve açıkça adaletsiz" olduğu belirtilmekte; herhangi bir hükümet saldırıda bulunursa, tüm hükümetlerin "ona karşı çıkmaları" istenmektedir, "çünkü bu, apaçık adaletten başka bir şey değildir."

Bu nedenledir ki, Akdes Kitábı, insan işlerinin hakemlerine güçsüzlerin ve fakirlerin haklarını korumalarını öğütlemektedir. Hükümetlerden, "yaralıyı adaletin eliyle sar"makla kalmayıp, bu gibi kötülüklerden sorumlu olan "zalimi, Tanrınızın emirlerinin asası ile ez"meleri istenmektedir.

HUKUK

Batı uygarlığı yayıldıkça, yasalar da onlara başlangıçta güven veren metafiziksel bağlardan kopmaya başladı. Bunun bir sonucu olarak; hukukun esas ilgisi suçların önlenmesi ve anlaşmazlıkların çözümü konuları üzerinde yoğunlaştı. Nispeten sınırlı olan bu kararlılığın uygulamaları ise, hızlanan sosyal çöküş karşısında sürekli olarak zayıfladı. Değerli olmalarına rağmen, davranış bilimleri de yeterli bir huzur kaynağı olarak verdikleri sözü yerine getirmediler.

Hz. Bahaullah tarafından getirilen İlahi Hukuk’un açıklanması ve düzenlenmesi gelecek kuşakların görevidir ve çoğu uygulamaları uzak bir gelecekte ortaya çıkacak bir toplumu tasavvur etmektedir. Bununla beraber, temel özellikleri şimdiden görülmektedir. Akdes Kitábı, hem insanın eylemlerinin ahlaki sorumluluğunu taşıdığını, hem de toplumun, genel mutluluğun korunması için konulan yasaları uygulama hakkının bulunduğunu ileri sürmektedir: "Merhamet nedeniyle Tanrı dininin yasalarını uygulamayı ihmal etmeyiniz; şefkatli ve merhametli olanın size emrettiklerini yapınız."

Yasal yaptırımları olsa da olmasa da, İlahi emirlerin temel amacı, rasyonel ruhu gerçek doğası ve içindeki gizli güçler konusunda bilinçlendirmektir. Bu nedenledir ki, Tanrı Kitábı "insanlığı canlandırandır, "gerçek mutluluğun kaynağıdır. Ruh gözüyle bakınca, "Tanrının Bağışı"dır. Akdes Kitábı, "Tanrının merhamet ve inayetlerini düşününüz" diye öğütlemektedir: "Tanrı tüm yaratıkları olmadan da var olabilmesine rağmen, sizin için yararlı olanı emretmiştir."

ÖZGÜRLÜK

Batı uygarlığının temel ikilemlerinden biri de, toplumun özgürlük ile aşırı özgürlük arasında kesin bir çizgi çekmeye olan gereksinimidir. Kamu hakları ve diğer meşru insan hakları, hemen her insan güdüsünün ifadesi için mazeret olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bireyin hakları için kabul edilebilir en iyimser sınır, bu hakların başkalarının haklarını çiğneme noktasıdır.

Erişilmesi mümkün olsa bile, özgürlük konusunda bu gibi bir ölçüt, gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak olan davranışları ahlak değerleri içerisinde belirleyebilen bir insan ırkının varlığını varsaymaktadır. Bu nedenle de, bilimsel etkinliğin çeşitli alanlarına benzetmeler sık sık yapılmaktadır. Bundan kasıt, insan mutluluğunun sağlanması konusunda makul ölçüde bir görüş birliğine ulaşılması için gerçekçi ölçütlerin var olduğudur.

Ancak, bilimin ahlakla ilgisi yoktur ve insanlığın kültürel algıları da büyük ölçüde farklılıklar göstermektedir. Ahlaki görüş ve uyumun, "Kendisini tanıma ve sevme gibi eşsiz ayrıcalığı ve tüm evren için yaratıcı güdü olarak görülmesi gereken yeteneği insanoğluna bağışlamaya karar veren" o Uluhiyetin bağışı olarak kazanılacağı konusundaki temel iddiayla, Hz. Bahaullah'ın yazılarında tekrar karşılaşıyoruz.

Akdes Kitábı, "özgürlüğün, insanoğlunun görgü kurallarının sınırlarını aşmasına neden olan" ve "onu aşırı ahlaksızlık düzeyine alçaltan" davranışlar için mazeret olarak kullanılması girişimlerini böyle bir görüş açısı içinde şiddetle kınamaktadır.

İNANÇ

Hz. Bahaullah, insanlığın ortak olgunluk çağı için gönderilen Tanrı Vahyinin, geçmiş çağlardan miras alınan dar görüşlü sistemlerden üstün olduğunu söylemektedir. Tek bir nihai Gerçek ve gezegenimizde yaşayan tek bir insan ırkı olduğu için, aralarındaki ilişki de her zaman tek ve sürekli olmuştur. Tanrı Elçilerinin esas amacı değişik dinler tebliğ etmek değil, insan bilinci ve insan toplumu içindeki çeşitli yetenekleri giderek ortaya çıkarmaktır.

Akdes Kitábı'na ilişkin bir yorumda Hz. Bahaullah şöyle söylüyor: "Peygamberler ve Seçilmiş Kişilerin tümü, insan mevcudiyetinin ağaçlarını doğruluk ve anlayışın yaşam sularıyla beslemek üzere Tek Gerçek Tanrı tarafından görevlendirilmiştir ki, Tanrının en içteki benliklerine sakladığı şeyler onlarda görünsün." Bu nedenle, gerçeğin araştırılması bireysel bilincin hakkı ve sorumluluğudur. Hiçbir kimse veya araç, inancı veya düşüncede tekdüzeliği zorla kabul ettirme yetkisini iddia edemez.

Akdes Kitábı işte bu ruh içinde şunu ısrarla istemektedir: "Tüm dinlerle dostluk ve uyum içinde arkadaşlık ediniz ki, sizden Tanrının hoş kokusunu alabilsinler". Ve şöyle devam ediyor: "Hiçbir ismin, tüm isimlerin Sahibi olan Tanrıdan sizi mahrum etmemesine dikkat ediniz". Akdes Kitábı'nın, dünyanın değişik dinsel geleneklerinin din adamlarına ve bilginlerine şu sert uyarısı bu perspektif içinde yorumlanmalıdır: "Tanrı Kitábını aranızda mevcut ölçüt ve bilimlerle tartmayınız, çünkü Kitap'ın kendisi insanlar arasında kurulan yanılmaz Terazi'dir."

EĞİTİM

Hz. Bahaullah'ın eserleri, eğitimin kadın ve erkek herkesin hak ve zorunluluğu olduğunu belirtmektedir. "Bilgi, insanoğlunun yaşamı için kanat, yücelişi için merdiven gibidir. Bilgi edinmek herkes için zorunludur." Hz. Bahaullah, "dünyanın sırlarının açığa çıktığı" bir çağın doğduğunu ve bunların insanlığa hizmet ruhuyla araştırılmasının, bir ibadet eylemi olacağını söylemektedir.

Eğitimin en önemli amacı, insan doğasında gizli bulunan ahlaki yeteneklerin keşfedilmesi ve geliştirilmesidir. Tanrının evrensel Dini nedeniyle, "yeni bir yaşam, bu çağda dünyanın tüm insanlarının içinde kıpırdanmaktadır." Evrensel birlik idealine bağlı ve ahlak değerlerine sahip insanlar olarak işlev yapmayı öğrenenlerin büyük ölçüde yararlanacağı bir devrim, bilgi, sanat ve teknolojide başlatılmıştır. Dünya insanlarının gerçek gücü cinsiyet, ırk veya zenginliğin ayrıcalıklarıma değil, bilgi kazanılmasıyla giderek artan bir biçimde ortaya çıkacaktır.

Bu gibi bir eğitim öz disiplinin uygulanmasını gerektirmektedir. Bu çabayı mümkün kılacak neden ise, Tanrı sevgisidir. Akdes Kitábı, İlahi emirlerin bir "yasalar derlemesi" değil, "kullarım arasında Benim sevgi dolu kılavuzluğumun ışıkları, yaratıklarım için merhametimin anahtarları" olduğunu belirtmektedir.

AİLE

"Tanrı evlenmenizi emretmiştir ki, kullarım arasında Beni anacak olanlar doğsun" deniyor Akdes Kitábı'nda. Hz. Bahaullah, geniş ailenin model olarak tüm dünyada yeniden ortaya çıkacağını düşünmektedir ve Akdes'in çeşitli hükümleri bu ideali desteklemektedir. Örneğin, evlilik için eş seçimi kız veya erkek çocuğa düşerken, ebeveynlerin rızasının alınması gerekliliği, evliliğin başarısında bir aile yatırımı yaratmayı amaçlamaktadır.

Akdes Kitábı'nın aileye ilişkin hükümleri Hz. Bahaullah'ın genel öğretileri çerçevesinde incelenmelidir. Hz. Bahaullah, "Kadınlar ve erkekler Tanrının nazarında eşit olmuşlardır ve daima da eşit olacaklardır" diyor. Günümüzde adalet, toplumun işlerinin, cinsiyet farklılığına bakılmaksızın, herkese fırsat eşitliği verecek bir biçimde yeniden düzenlenmesini istemektedir. Parasal kaynaklar bir seçim yapılmasını gerektirecek kadar kısıtlıysa, eğitimde öncelik kız çocuğuna verilmelidir.

Bu son hüküm, cinsel kimliğe ilişkin bazı sorumluluk ve talepler içermektedir. Kız çocuklarının eğitimi özellikle önemlidir. Çünkü, çocukların eğitimine hem anne hem de baba katılmakla birlikte, annelerin ilk yıllarda üstün bir etkisi vardır. Anneler uygarlaşma sürecinin temel araçlarıdır.

Aynı şekilde, ailelerin parasal refahının sağlanması sorumluluğunu erkeklerin üstlenmeleri istenmekte ve Akdes Kitábı'ndaki bazı hükümler bu durumu özellikle dikkate almaktadır.

UYGARLIĞIN İLERLEMESİ

Geçmişteki tüm büyük dinlerin ortak bir özelliği de, insan yaşamının amacının, Yaratıcı'sını tanımak, sevmek ve ona tapmak olduğuna ilişkin öğretidir. Hz. Bahaullah'ın bu konudaki eserleri özellikle zengin ve davetkardır. Ancak, bu yazılar her insanın, "Tüm insanlar sürekli ilerleyen bir uygarlığı ileriye götürmek üzere yaratılmışlardır" gerçeğine kendine göre bir karşılık vermek üzere bu ruhsal canlanış tarafından harekete geçirilmesi gerektiğini de vurgulamaktadır.

Henüz akla hayale gelmeyen yetenekler tüm ırk ve kültürlerden gelen insanlarda canlanmaktadır; bu yeteneklerin karışımı kültürel deneyimin doğasını değiştirecektir: "Bu Gün Tanrının en güzel bağışlarının insanlar üzerine yağdırıldığı gündür... Yakında mevcut düzen dürülecek ve yerine bir yenisi yayılacaktır."

Dünya insanları tek bir gezegen toplumuna kaçınılmaz bir biçimde çekilirken, kendilerini kültürel sınırlamalardan ve bağnazlıklardan kurtarmaları ve kalplerini ve düşüncelerini tek başına birleştirebilecek Tanrı mesajını kabul etmek üzere özel bir çaba göstermeleri istenmektedir. Akdes Kitábı'nın sözleriyle: "Ey dünya insanları!... Sahip olduklarınızı bir kenara atınız ve her şeyden arınmışlık kanatlarıyla tüm yaratıkların daha ötesine yükseliniz. Kaleminin hareketiyle insanlığın ruhunu kökünden değiştiren yaratık dünyasının Rabbı, işte size böyle emrediyor."

AKDES KİTABI VE BAHAİ TOPLUMU

Hz. Bahaullah, "Dünya tek bir vatan ve insanlar onun vatandaşlarıdır" diyor. Hz. Bahaullah'ın öğretilen, birlik içinde ve insanlığın tüm çeşitliliğini temsil ederek, dünyanın her yerinde kurulmuş olan bir toplumun yaşamında ifade bulmaktadır. Irksal birlik, cinsiyet eşitliği ve eğitimin yaygınlaştırılması gibi konularda gösterdiği başarılar özellikle dikkate değerdir.

Ancak, Bahai toplumunun en seçkin özelliği, Peygamberi'nin verdiği yönetim düzenidir. Hz. Bahaullah'ın öğrettiği meşveret ilkeleriyle işleyen toplum, yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde demokratik bir biçimde seçilen kurullar tarafından yönetilir. Din adamları yoktur. Etkinlikleri, sadece inananların parasal katkılarıyla desteklenmektedir.

Bu düzen, Akdes Kitábı'nın açık hükümlerine dayanmaktadır: "Tanrı her şehirde bir Adalet Evi kurulmasını emretmiştir. Onların (üyeler), Merhametli'nin insanlar arasındaki eminleri olmaları ve kendilerini, dünyada yaşayanların tümü için Tanrı tarafından atanmış veliler olarak görmeleri gerekir."

Hz. Bahaullah Kitap'ta açık olarak yazılmamış tüm konular üzerinde karar verme görevini, Bahai Dini'nin uluslararası idari organı olan Umumi Adalet Evi'ne vermiştir. Böylece, Tanrının yeni Peygamberi'nin bin yıl veya daha fazla bir süre sonra gelişine kadar, kurduğu Dünya Düzeni'nin, hızla değişen bir dünyanın ihtiyaçlarını karşılayabilecek yasama yetkisine sahip olmasını sağlamıştır.

Hz. Bahaullah, başlattığı yeni toplum modelinin, tüm evrimsel süreç olguları gibi tedricen ve ısrarlı bir biçimde yayılacağını söylemektedir: "Güneşi göz önüne getiriniz. Ufukta görüldüğü zaman ışıkları ne kadar zayıftır. Zirvesine yaklaşırken ısısı ve gücü yavaş yavaş nasıl artmakta ve ışığının artan şiddetine, tüm yaratıkların kendilerini uyarlamalarını nasıl sağlamaktadır."


Table of Contents: Albanian :Arabic :Belarusian :Bulgarian :Chinese_Simplified :Chinese_Traditional :Danish :Dutch :English :French :German :Hungarian :Italian :Japanese :Korean :Latvian :Norwegian :Persian :Polish :Portuguese :Romanian :Russian :Spanish :Swedish :Turkish :Ukrainian :